Cherreads

Chapter 23 - 23.BÖLÜM:KORKU

Yuan ve Naho yan yana yürüyordu.

Ellerini sıkıca tutmuşlardı. İkisi de konuşmuyordu ama aralarındaki sessizlik rahatsız edici değildi.

Sanki… yeterliydi.

Yuan hafifçe başını Naho'ya çevirdi.

"Bunları diğerlerine söyleme… tamam mı?"

Naho gözlerinin içine baktı.

Bir anlık bir duraksama… sonra başını salladı.

"Tamam."

Eve girdiklerinde Yamoto onları fark etti.

"Bu kadar geç kalmanızın sebebi ne?"

Yuan hiç düşünmeden cevap verdi:

"Çok fazla kabus vardı. Hepsini avladık."

Yamoto kısa bir süre baktı, sonra omuz silkti.

"İyi bari."

Herkes gerçekten yorgundu.

Kimse konuşacak halde değildi. Birer birer odalarına dağıldılar.

Tam Yuan odasına girecekken—

Naho ona yaklaştı.

Yavaşça kulağına eğildi.

"Bana bunu söylediğin için… çok mutlu oldum."

Yuan'ın kalbi hızlandı.

"Ben de seni çok seviyorum."

Ardından Naho, hafifçe yanağına bir öpücük kondurdu.

Yuan donup kaldı.

Yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.

O an… her şey doğru geliyordu.

Hiçbir korku yoktu.

Yuan odasına gitti.

Yatağa uzandı.

Ve uzun bir aradan sonra…

gerçekten huzurlu bir şekilde uykuya daldı.

Gözlerini açtığında ana odadaydı.

Karşısında sadece Notch vardı.

"Diğerleri uyanmadı mı?"

Notch başını iki yana salladı.

"Hayır… ama…"

Sesi titriyordu.

Yuan kaşlarını çattı.

"Ne oldu?"

Notch derin bir nefes aldı.

Ellerine baktı.

"Rüyamda… Lee'yi gördüm."

Yuan'ın yüzü ciddileşti.

"Beni dövüyordu… ama…" "Hiçbir şey yapamıyordum."

Notch'un sesi kırıldı.

"Eğer şu an karşımda olsa… yine hiçbir şey yapamam."

O an kapı açıldı.

Xen içeri girdi.

Yüzü solgundu.

Yuan ona döndü.

"Sen de mi?"

Xen hiç tereddüt etmeden:

"Aynı rüyayı gördüm."

Sessizlik.

Ardından kapı tekrar açıldı.

Momo.

Sonra Elizabeth.

Sonra diğerleri…

Ve hepsi—

aynı şeyi söylüyordu.

Lee.

Kapı son kez açıldı.

Naho içeri girdi.

Herkes ona baktı.

Naho kaşlarını çattı.

"Ne oldu?"

Yuan yavaşça sordu:

"Rüya gördün mü?"

Naho başını salladı.

"Hayır. Gayet normal uyudum."

Oda… bir anda daha da sessizleşti.

Kimse bir şey demedi.

Ama herkes aynı şeyi düşünüyordu.

Yamoto sonunda konuştu.

Sesi her zamankinden daha ağırdı.

"Lee bizi izliyor."

Kimse itiraz etmedi.

"Bizi takip ediyor… ve her geçen saniye güçleniyor."

Elizabeth'in elleri titriyordu.

Momo bile sessizdi.

"Lee… farklı."

Bu kelime odanın içine çöktü.

O anda dışarıdan bir ses geldi.

"Kaa…"

Sonra bir tane daha.

Sonra onlarca.

Sonra—

binlerce.

Herkes bir anda dışarı çıktı.

Ve gördükleri şey…

normal değildi.

Gökyüzü siyaha kesmişti.

Binlerce karga, tek bir yöne doğru akıyordu.

Bağırışları kulakları parçalıyordu.

Rüzgar şiddetlendi.

Ve ardından…

gökyüzünden kartlar düşmeye başladı.

Yavaşça süzülüyorlardı.

Yere değmeden önce birleştiler.

Bir cümle oluşturdular.

"Sizleri görüyorum."

Kartlar yandı.

Sonra yenileri geldi.

"Bu kabuslar gerçek olacak."

Yandı.

"Kıyamet yakındır."

Yandı.

"Savaş başlamadan bitti."

Yandı.

Son cümle oluştuğunda…

kimse nefes almıyordu.

"Siz zavallısınız."

Rüzgar aniden durdu.

Ve o anda…

ileride bir silüet belirdi.

Alkış sesi.

Yavaş… yavaş…

Lee.

Yuan'ın vücudu dondu.

İki adım geri attı.

"...Lee."

Kimse hareket edemiyordu.

Gerçekten edemiyordu.

Sanki bedenleri onlara ait değildi.

Rüzgar tekrar başladı.

Ama bu sefer…

asit yağmuru ile birlikte.

Damlalar yere düşer düşmez duman çıkarıyordu.

Derilerine değdiği anda—

yanma hissi.

Acı.

Gerçek acı.

Ama—

hareket edemiyorlardı.

Çığlık bile atamıyorlardı.

Lee yürümeye devam etti.

Yavaşça…

sanki eğleniyormuş gibi.

Yuan'ın önünde durdu.

Şapkasını çıkardı.

Eğildi.

Ve fısıldadı:

"Hazır mısınız?"

Yuan'ın gözleri titriyordu.

Lee elindeki kartı kaldırdı.

Yavaşça fırlattı—

"—HA!"

Yuan bir anda uyandı.

Nefes nefeseydi.

Tüm vücudu titriyordu.

Hiç düşünmeden ana odaya koştu.

Kapıyı açtı.

Ve dondu kaldı.

Herkes oradaydı.

Kimse konuşmuyordu.

Hepsinin yüzünde…

aynı ifade vardı.

Korku.

More Chapters