Cherreads

Chapter 27 - 27.BÖLÜM:YENİ ATEŞ

Hep birlikte, durmadan yürümeye başladılar.

Kimse "hadi gidelim" dememişti… ama herkes aynı şeyi düşünüyordu.

Adımlar sertti.

Nefesler ağırdı.

Yolda herkes kendi arasında plan yapmaya çalışıyordu. Sesler üst üste biniyor, sonra tekrar kesiliyordu. Kimse tam olarak ne yapacağını bilmiyordu… ama kimse de durmak istemiyordu.

Yamoto arkadan onları izliyordu.

Yüzünde hafif bir gülümseme vardı.

Güçleniyorlar… diye geçirdi içinden.

Ama o gülümsemenin altında saklanan bir şey daha vardı.

Korku.

Ormana yaklaştıkça hava değişti.

Sessizlik ağırlaştı.

Gölgeler uzadı.

Ve kabuslar…

Yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

Yamoto durdu.

Herkes anladı.

Silahlar aynı anda çekildi.

"Hazır olun."

Savaş başladı.

Sıradan kabuslar çok uzun süre dayanamadı.

Notch'un yumrukları zemini titretiyor, Xen gölge gibi hareket edip hedefleri sessizce indiriyordu. Momo'nun kayaları havayı yarıyor, Elizabeth ise gelen saldırıları neredeyse önceden hissediyordu.

Her şey… kontrol altındaydı.

Ama bu sadece başlangıçtı.

Yamoto'nun eli yavaşça yükseldi.

Avucunda… o ateş vardı.

Elite kabusun kanıyla beslenen, daha yoğun… daha karanlık bir ateş.

Ama…

Bakmıyordu.

Gözleri başka yere kayıyordu.

Parmakları titriyordu.

Ateş… sadece bir güç değildi onun için.

Bir anıydı.

Bir korkuydu.

"Yamoto!"

Yuan'ın sesi yankılandı.

Yamoto irkildi.

"Bize bak."

Yuan'ın gözleri ciddiydi.

"Hepimiz sana güveniyoruz."

Kısa bir sessizlik.

"Başaracaksın."

Yamoto derin bir nefes aldı.

Yavaşça… gözlerini ateşe çevirdi.

Titreyerek.

Sonra…

Eli kapandı.

Ve ateş… patladı.

Dallar birer birer yanmaya başladı.

Bu sefer kaçmadı.

Bu sefer… baktı.

Ama o anda…

Zemin sarsıldı.

Elite kabuslar gelmişti.

Bir tanesi gölgelerin içinden çıkıp Notch'a çarptı.

Yumruk.

Kuru, ağır bir ses.

Notch yere savruldu.

"N—Notch!"

Naho refleksle koştu.

Ama kabus ondan daha hızlıydı.

Elini şekillendirdi—

Çekiç.

Ve…

Vurdu.

Naho'nun bedeni geriye savruldu.

Zeminle çarpıştı.

Nefesi kesildi.

"Dur!"

Yuan çoktan hareket etmişti.

Silah değiştiriyordu.

Bir an kılıç, bir an mızrak, bir an çekiç…

Kabusun ritmini bozdu.

Bir açıklık.

Tek bir an.

Ve—

Kesik.

Kabus yere yığıldı.

Yuan hemen döndü.

"İyisiniz mi?!"

Notch dişlerini sıkarak ayağa kalktı.

"İyiyim…"

Naho nefesini toparlamaya çalışıyordu.

"Ben de…"

Ama sesi… eskisi gibi değildi.

Naho yavaşça Yuan'ın ellerini tuttu.

Titreyerek.

"Teşekkür ederim…"

Yuan bir şey demedi.

Sadece başını salladı.

Ama gözleri… ondan ayrılmadı.

Savaş devam etti.

Ama artık herkes daha dikkatliydi.

Daha sert.

Daha kararlı.

"Yuan!"

"MOMO ARKANDA!"

Ama geç kalınmıştı.

Kabusun yumruğu Momo'ya çarptı.

Sert.

Ağır.

Yere düştü.

Naho tekrar koştu.

Bu sefer tereddüt etmedi.

Kabusun dikkatini çekti.

Tam o anda—

Momo kendine geldi.

Bir kaya.

Tek bir atış.

İsabet.

Kabus parçalandı.

Ve sonra…

Sessizlik.

Yamoto son dalı da yaktı.

Alevler yavaşça sönüyordu.

Duman havaya karışıyordu.

"Oh… kazandık…"

Ama…

Kimsenin yüzünde zafer yoktu.

Yuan dizlerinin üzerine çöktü.

Nefes nefeseydi.

"Çok… yorulduk…"

Momo Naho'ya baktı.

"Beni kurtardığın için… teşekkür ederim."

Naho gülümsedi.

Ama o gülümseme…

Tam değildi.

Herkes yavaşça ayağa kalktı.

Yamoto arkasını döndü.

"Hadi… gidiyoruz."

Yürümeye başladılar.

Ama bu yürüyüş…

Gelişlerinden farklıydı.

Naho durdu.

"Arkadaşlar…"

Herkes yavaşça ona baktı.

"Kazandık…"

Kısa bir duraksama.

"Peki… neden kimse sevinmiyor?"

Cevap gelmedi.

Sadece rüzgar esti.

Yamoto durdu.

Başını hafifçe kaldırdı.

Gözleri karanlığa kaydı.

"Çünkü…"

Kelimeleri seçiyordu.

"Bu… bitmedi."

Bir adım daha attı.

"Ve belki de…"

Sesinde ilk kez o kırılma vardı.

"Hiç bitmeyecek."

Kimse bir şey demedi.

Ama herkes aynı şeyi düşündü.

Lee.

Eve vardıklarında kimse konuşmadı.

Sadece kısa, alışkanlık haline gelmiş cümleler:

"İyi geceler."

Kapılar kapandı.

Sesler kesildi.

Naho… Yuan'ın odasına girdi.

Sessizce.

Yanına oturdu.

Bir süre hiçbir şey demediler.

İkisinin içinde de aynı şey vardı:

Korku.

Ama aynı zamanda…

Tuhaf bir huzur.

Naho yavaşça ona baktı.

Gülümsedi.

Ve eğilip yanağını öptü.

O an…

Yuan'ın içindeki tüm gürültü sustu.

Lee…

Kabuslar…

Korku…

Hepsi bir anlığına yok oldu.

Sadece o an kaldı.

Yuan ona baktı.

Ve ilk defa…

Gerçekten huzurlu bir şekilde gülümsedi.

More Chapters