Cherreads

Chapter 22 - 22.BÖLÜM:AŞK MI?

Yuan ve Naho yavaş yavaş yürümeye başladı. Gerçekten yavaş… Bu sefer sessiz değillerdi. Sürekli farklı konular açıyor, birbirlerine alışmanın verdiği rahatlıkla konuşuyorlardı.

Naho gülerek sordu:

"Gerçek hayatta okula mı gidiyordun yoksa bir işin var mıydı?"

Yuan bir an durdu. Gözleri kısa süreliğine boşluğa kaydı.

"Bir işim yoktu," dedi sonunda. "Sadece paraya ihtiyacım olduğunda komşuların küçük işlerini yapardım. O para bir süre yeterdi bana."

Naho'nun yüzünde hafif bir üzüntü belirdi ama bunu belli etmemeye çalıştı. Kısa bir bakış attı Yuan'a.

"Bunu sormam uygun olur mu bilmiyorum ama…" dedi, sesi biraz ciddileşerek.

"Gerçek hayatta nasıl öldün?"

Yuan bu sefer kaçmadı.

Ellerine baktı. Parmakları hafifçe kasıldı.

"İntihar ettim."

Hava bir anda ağırlaştı.

Rüzgar bile sanki yavaşladı.

Naho hemen başını eğdi.

"Özür dilerim…" dedi hızlıca ve konuyu değiştirdi.

"Sen buraya ne zaman geldin?"

Yuan bu soruya da net bir cevap veremedi. Bir süre düşündü.

"Bilmiyorum," dedi sonunda. "Zaman… burada garip."

Naho bu sefer devam etti, sesi sakin ama derindi:

"Zaman bazı insanlar için çok hızlı, bazıları için çok yavaş geçer. Ama iki tipin de ortak bir noktası var… İkisi de zamanını gerçekten kullanamaz. Ancak kaybettiklerinde fark ederler."

Yuan bu sözlere hafifçe şaşırdı.

Onu izledi.

"Hepimiz biraz öyleyiz," dedi. "Benim buraya gelmem hayatımdaki en önemli olay belki… ama ne zaman geldiğimi bile hatırlamıyorum."

Bu sohbet tuhaftı.

Bir yandan ağır, bir yandan sıcak.

Ve Yuan fark etti…

Naho'nun her cümlesi onu biraz daha etkiliyordu.

Bu his… yeniydi.

Ve biraz korkutucuydu.

Hava yavaş yavaş karardı.

Naho etrafa bakıp hafifçe gülümsedi.

"Gece yürümeyi severdim ben. Şuraya çıkabiliriz, ne dersin?"

Yuan başını salladı.

"Olur."

Kısa süre sonra yüksek bir noktaya ulaştılar. Yere uzandılar. Gökyüzü açık, yıldızlar netti.

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonra Naho:

"Gerçek hayatta yıldız saymayı severdim."

Yuan hafifçe dönüp ona baktı.

"Gerçekten sayar mıydın?"

Naho gülümsedi.

"Evet. En sevdiğim şeylerden birisiydi."

Yuan istemsizce gülümsedi.

"Sen gerçekten garipsin… ama iyi anlamda. Başka kimseye benzemiyorsun."

Naho kahkaha attı.

Yuan da ona katıldı.

Sonra tekrar sessizlik…

Ama bu sessizlik ağır değildi.

Aksine…

Huzurluydu.

Etrafta tek bir kabus sesi yoktu.

Sadece rüzgar…

Ve kalp atışları.

Yuan içinden geçirdi:

"Hayatımda ilk kez bu kadar huzurluyum…"

Kafasını hafifçe çevirip Naho'ya baktı.

Ve o an fark etti.

"Hayatımda gördüğüm en güzel kişi…"

Bir an durdu.

Söylemek istedi.

Ama içinde bir şey onu tuttu.

"Ya her şey değişirse…"

"Ya bu an bozulursa…"

Gözlerini kapattı.

Derin bir nefes aldı.

Tekrar açtı.

Naho da ona bakıyordu.

Uzun bir an…

Hiç kimse konuşmadı.

Sonra Naho hafifçe başını çevirdi, gülümsemeye çalıştı.

Ardından ayağa kalktı

"Geç oldu, gidel—"

Cümlesini tamamlayamadı.

Yuan ellerini tuttu.

Naho'nun gözleri büyüdü.

Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Yuan'ın kalbi deli gibi atıyordu.

Ama bu sefer kaçmadı.

"Seni seviyorum."

Rüzgar bir anda biraz daha sert esti.

Kıyafetler ve saçlar rüzgarın etkisinde dalgalanıyordu.

Sessizlik derinleşti.

Naho'nun gözleri doldu.

Bir saniye… iki saniye…

Sonra gözyaşları süzüldü.

Ama bu… önceki gibi değildi.

Gülümsüyordu.

"Bu sözü…" dedi titrek bir sesle,

"…senden bekliyordum."

More Chapters