Cherreads

Chapter 21 - 21.BÖLÜM: HAZIRLIK

Tüm takım hazırlandıktan sonra dışarı çıktı ve gruplara ayrıldı.

Yuan ve Naho yavaş adımlarla ilerliyordu. Ortam alışılmadık derecede sessizdi. Bu sessizliği Yuan bozdu.

"Sana savaşmayı çok iyi öğreteceğim. Bir gün benden bile güçlü olacaksın."

Naho hafifçe güldü.

"Umarım öyle olur."

Bundan sonra aralarında daha rahat, gündelik bir konuşma başladı. Naho, dünkü haline göre çok daha iyiydi. Korkusunu büyük ölçüde geride bırakmış gibiydi.

Yolda ilerlerken önlerine sıradan kabuslar çıktı.

Naho kısa bir an irkildi ama hemen toparlandı, kılıcını çekti. Yuan ise iki kılıcını birden hazırladı.

Yuan öne atıldı. Hareketleri netti, hızlıydı; silahları sürekli değişerek kabusları rahatça biçiyordu.

Naho derin bir nefes aldı.

Sonra koştu.

Bu kez korkuyla değil, kararlılıkla…

Hızı o kadar artmıştı ki kabuslar ne olduğunu anlayamadan biri yere düştü.

İlk kez kendi eliyle bir kabusu devirmişti.

Yuan diğerlerini de temizledikten sonra Naho'ya baktı ve gülümsedi.

"Güçleniyorsun."

Naho'nun yüzü aydınlandı.

"Bir gün ben de senin gibi olacağım."

Tam o sırada havada ince bir ses duyuldu.

"tıs..."

Yuan anında Naho'nun elini tuttu ve onu çekerek yakındaki bir binanın altına sakladı.

Naho şaşkınlıkla sordu:

"Ne oldu?"

Yuan kısa bir sessizlikten sonra konuştu:

"Bu dünyada zaman zaman asit yağmurları olur. Bir süre burada kalmamız gerekiyor."

Naho başını salladı.

"Tamam…"

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra Naho yavaşça Yuan'a döndü.

"Lee… kim?"

Yuan'ın bakışı bir an değişti. Derin bir nefes aldı.

"Lee… gerçek bir kabus."

Onu göremezsin… ama o seni görür.

Ona dokunamazsın… ama o sana dokunur.

Onu hissedemezsin… ama o seni hisseder.

O senden korkmaz… ama sen ondan korkarsın.

Naho'nun vücudu hafifçe titredi.

Yuan devam etti:

"O… bizim kabuslarımızın karşılığı."

Sessizlik tekrar çöktü.

Naho yavaşça konuştu:

"Bazen birinden korkarız… ama o korkuyu yenebilirsek, onu da yenmiş oluruz.

İlk adım her şeydir. Biz atarsak, onu da yeneriz."

Yuan bu sözlere kısa bir an baktı. Naho beklediğinden daha sakindi.

O sırada yağmur şiddetlendi. "tıs" sesi kulaklarını dolduruyordu.

Bir süre sonra Yuan bir şey fark etti.

Yağmur… farklıydı.

Tam o anda gök gürledi.

Naho ürpererek Yuan'a yaklaştı.

Ve sonra… yerdeki asit yağmuru bir noktada şekil almaya başladı.

Alev gibi değil… kelime gibi.

Toprak üzerinde beliren cümle yavaşça ortaya çıktı:

"Sizi görüyorum. Önceki şakalarım artık gerçek olacak."

"Size kabusları yaşatacağım."

Yağmur bir anda hızlandı. Dışarı çıkmak imkânsızdı; sanki hava bile deriyi yakıyordu.

Yuan gözlerini kıstı.

Ve onu gördü.

Palyaço.

Yuan'ın sesi titredi:

"-Lee…"

Ama bu kez farklıydı.

Yağmur ona işlemiyordu.

Kıpırdamıyordu.

Sadece bakıyordu.

Rahatsız edici bir şekilde…

Sanki içlerine kadar işliyordu.

Yuan ve Naho'nun ikisi de donakaldı.

Lee elindeki kartlardan birini fırlattı.

Kart Naho'ya çarptığı anda…

her şey durdu.

Yağmur kesildi.

Sessizlik çöktü.

Ve Lee… kayboldu.

Bir süre sonra ikisi dışarı çıktı.

Birbirlerine baktılar.

Önce sessizlik…

Sonra Naho bir anda kahkaha atmaya başladı.

Yuan şaşkınlıkla ona baktı.

Naho iki dakika boyunca durmadan güldü, sonra nefesini toparladı.

"Ben deli değilim… ama neden güldüğümü bilmiyorum."

Yuan hafifçe başını salladı.

"Şu ana kadar gördüğüm en deli insansın."

Bu sefer 2 si buna çok güldü.

Ama Yuan'ın gözleri kısa bir an ciddileşti.

İçinden geçirdi:

" Galiba hayatımda ilk kez… aşık oldum."

More Chapters