Cherreads

Chapter 3 - 3. Bölüm Cennet!

3. Bölüm: Cennet!

​Arthur, Ryukai'yi öyle bir yere götürür ki Ryukai kendisini adeta cennetteymiş gibi hisseder. Bir bara gelmişlerdir. Az önce annesine sadık olduğunu sandığı babası, Ryukai'yi elf kızlarla dolu bir bara getirmiştir.

​Aslında Arthur'un asıl hedefi Ryukai'yi o bara getirmek değildir; sadece bir işi vardır. Arthur, Ryukai'yi elf kızlardan birine emanet ederek, "Ben gelene kadar ona bakar mısın?" der ve bir anda ortadan kaybolur.

​Ryukai hâlâ şoktadır. Biraz etrafa bakar ve arka tarafın kumarhane olduğunu gark eder elf kızlar ve büyük tüccarlar gibi kişiler oradadır. Bulundukları bu şehir, her ırktan insanın eşit ve barış içinde yaşadığı nadir yerlerden biridir.

Barın içerisi o kadar göz alıcı ve parlaktır ki Ryukai'nin o yaştaki hassas gözleri ağrımaya başlar. Henüz akıcı konuşamadığı için zor da olsa elf kıza, "G-gözüm ağrıyor," diyebilir. Durumu anlayan elf, onu ışığın daha az olduğu loş bir köşeye çeker.

Ryukai burada babasını beklemeye başlar. Bir yandan da etrafı izler; çünkü babası ne bir kadınla konuşmaya gitmiş ne de kumar masasına oturmuştur. Adeta sırra kadem basmıştır.

​Bir süre sonra Arthur geri gelir. Ryukai'yi elf kızdan alıp teşekkür ederek bardan çıkarlar. O sırada Ryukai, barın ismini zihnine kazır.

​Yaklaşık bir saat sonra Ryukai ve Arthur eve dönerler. Lora, çok geç kaldıklarını söyleyip ev işlerine devam eder.

Ryukai ise kararlıdır: "Artık yeter! Araştırmamı yaptım, şimdi sıra çalışmakta!" Der.

​Ryukai bu sözün ardından hemen büyü denemelerine başlar. Ateş ile başlamayı düşünse de kontrolü kaybetmekten korktuğu için suyu tercih eder; sonuçta su, ahşap bir evi yakıp yıkamazdı. Yanına bir büyü kitabından kopardığı bir sayfayı alır. Kitaba zarar vermek istemese de o devasa kitabı sürekli yanında taşıyamayacağını bilir.

​Sayfadaki talimatlara bakarak büyüleri sırayla yapmaya başlar. İlk başta beceremese de bir süre sonra elinden hafif hafif sular süzülmeye başlar. Ryukai merak eder: "Acaba bu su vücudumuzdaki suyu mu kullanıyor, yoksa başka bir yerden mi geliyor?" Ancak bu yeni geldiği dünya da anlamadığı çok fazla şey olduğu için şimdilik bu teorilere girmek yerine pratiğe odaklanır.

​Yanına bir kova alır ve bu kovayı doldurana kadar su büyüsü yapmaya devam eder.

Kova dolunca onu kenara koyar ve önüne bir tahta yerleştirerek hedef alma çalışmaları yapar. Fakat suyu o kadar uzağa fırlatamaz. Bu yüzden bir sistem kurar:

Başladığı noktadan hedefe kadar beş tane kova dizer. Çıkardığı suları sırayla bu kovalara düşürmeye çalışır, ancak şimdilik sadece ilk kovaya kadar ulaştırabilmektedir.

​Gece olduğunda, Lora ve Arthur fark etmesin diye yatağına geçer. Çalıştığı yer evin çatı katı olduğu için ailesi oraya pek uğramaz, bu da ona büyük bir kolaylık sağlar.

​Bir gün Lora, Ryukai'yi dışarı çıkarmak ister. Bu konuyu daha önce Arthur ile konuşmuşlardır; hedefleri Ryukai'ye bir arkadaş bulmaktır. Ryukai'nin yalnızlıktan dolayı psikolojisinin bozulmasından korkmaktadırlar. İlk çocukları olduğu için ebeveynlik konusunda biraz acemidirler.

​Bir süre sonra Lora, Ryukai ile eve döner. Arthur ile aralarında şu konuşma geçer:

​Lora: "Tüm çocuklar nedense Ryukai'yi garip buluyor. Ryukai de onlara göre çok daha zeki ve olgun davranıyor. Sanırım bir süre arkadaş bulamayacak."

​Arthur: "Merak etme, oğlumuz sadece çok zeki olduğu için yadırganıyor. Büyüdüğünde çok büyük bir adam olacağına eminim. Biraz sabredelim, o elbet kendine uygun bir arkadaş bulacaktır."

​Arthur her olaya çok olgun ve iyimser bakmaktadır. Ryukai arkadaş bulamasa bile bunun hep iyi bir nedeni olduğunu düşünür.

​Ryukai çalışmalarına hız kesmeden devam eder. Artık kontrollü bir şekilde ateş büyüleri de yapmaya başlamıştır. Bazen kitapları çatı katına gizlice taşır, bazen de mutfak bıçaklarını alıp hedef tahtasında denemeler yapar. Aslında Arthur ve Lora onun bu çalışmalarını fark etmişlerdir ancak ona müdahale etmezler. Lora sadece bıçakların eksildiğini fark etmemiştir, Arthur ise bunu bilerek ona söylemez.

​Aradan birkaç yıl geçer ve Ryukai artık beş yaşına gelir. Rahatça yürüyebiliyor ve konuşabiliyordur. Hâlâ bir arkadaşı yoktur ama bunu dert etmez. Yalnızlığını kitaplarıyla giderir. Kitaplar sayesinde diğer canavarların ve ırkların dillerini neredeyse tamamen öğrenmiştir. Güçleri de yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaktadır.

​Sadece anlayamadığı tek bir şey vardır...

More Chapters