Cherreads

Chapter 8 - 8. Bölüm Elfler!

8. Bölüm: Elfler ve Karanlık Gölgeler

​Ryukai, ayrık büyülerde ustalaşmaya devam ederken bir gün izlendiği hissine kapılmaya başladı. Etrafı dikkatle kontrol etti ama görünürde kimse yoktu.

Tam antrenmanına devam edecekken aniden soluna döndü; bir karaltı fark edince hiç vakit kaybetmeden o yöne doğru ilerledi.

​Bir anda karşısında Okul Müdürü ve Elf bir kız buldu.

Ryukai, ciddi bir ifadeyle sordu: "Beni neden ve ne zamandır izliyorsunuz?"

​Müdür sakin bir sesle cevap verdi: "Sen şu anda okuldaki en potansiyelli öğrencilerden birisin Ryukai. Elf Krallığı seni merak etti.

Sonuçta hem çok güçlüsün hem de yarı elf bir kızla yıllarca kardeş gibi büyüdün."

​Ryukai, sorusunun tam karşılığını alamadığını düşünerek sorusunu tekrar sordu: "Neden ve ne zamandır izliyorsunuz?"

​Müdür bu kez daha açık konuştu: "Elfler seni merak etti çünkü 1. sınıflar arasında ayrık büyüleri bilip kullanabilen tek kişi sensin. Meraklarının asıl sebebi bu."

​Ryukai, "Tamam o zaman," dedi ama duraksadı. "Fakat beni merak ettiyseniz bile bu sadece kuru bir merak değildir; illaki altında başka bir sebep vardır."

​Bu sefer Müdür yerine Elf kız araya girdi:

​Elf: "Dedikleri gibi, hem zeki hem de güçlüsün. Açıkçası mezun olduktan sonra sana bir iş teklif etmeyi düşünüyoruz. Bu yüzden mezun olana kadar gelişimini yakından takip etmek istedik."

​Ryukai: "1. sınıflardaki tek güçlü ben değilim, Elora'yı unuttunuz mu? Eğer Elora'yı da benimle birlikte alırsanız teklifinizi kabul ederim."

​Elf: "Tamam, Elora'ya zaten aynı teklifi yapacaktık, ikinizi de alacağız. Ama neden işin ne olduğunu sormadan direkt kabul ettin?"

​Ryukai: "Şu sıralar güçlenmek için her türlü fırsatı değerlendirmek istiyorum. Ama yine de biraz açıklar mısın?"

​Elf: "Yakında Elfler ile canavarlar arasında büyük bir savaş çıkacak ve orada bize yardım etmenizi istiyoruz. Tahminimize göre bu savaş siz mezun olmadan bir yıl önce başlayacak. Bir yıl idare ettikten sonra sizi saflarımıza katacağız. Kabul mü?"

​Ryukai: "Dediğim gibi, Elora varsa ben de varım. Bu arada, isminizi öğrenebilir miyim?"

​Elf: "İsmim Hira. Elf Krallığı'nın elçilerinden biriyim."

​Ryukai: "Fark etmedim değil Hira... Diğer karşılaştıklarıma göre çok farklı ve baskın bir auran var."

​Hira: "Ryukai, unutma ki elçiler güçsüz kişilerden seçilmez. Mezun olduktan sonra benden çok daha güçlü ve bir o kadar da küstah elflerle tanışma fırsatın olacak. Kendini şimdiden hazırla."

​Ryukai: "Seninle dövüşmek istiyorum!"

​Hira: "Ryukai, beni hafife alma."

​Ryukai: "Ben kimseyi hafife almam. Yenilecek olsam bile bu benim için büyük bir tecrübe olacak, değil mi? Benimle dövüş!"

​Hira teklifi kabul etti ve dövüş başladı. Ryukai, çarpışma sırasında Hira'nın her hareketini ezberlemeye, tekniğini kavramaya çalışıyordu. Tam gücünün Hira ile eşitlendiğini düşündüğü anda, Hira aniden sarmaşıklarıyla Ryukai'yi yakaladı. Bitkisel büyüleriyle hareket alanını tamamen kısıtlayarak dövüşü saniyeler içinde kazandı.

​Ryukai: "Bu kadar ezici bir üstünlükle yenileceğimi düşünmemiştim ama her hareketini hafızama kazıdım."

​Hira şaşırarak gülümsedi: "Gerçekten zeki ve güçlüsün, sakın bu potansiyeli boşa harcama. Mezun olduktan sonra görüşürüz!"

​Birkaç Ay Sonra: 2. Sınıfa Geçiş Günü

​Müdür herkesi toplanma alanına çağırdı. Teker teker üst sınıfa geçenleri ve yeni şubelerini okumaya başladı. Sıra Elora ve Ryukai'ye geldiğinde heyecan doruktaydı.

​"Elora Dragonheart: 2. Sınıf, S Şubesi!"

"Ryukai Aethelgard: 2. Sınıf, S Şubesi!"

​İkisi de aynı sınıfta kaldıkları için büyük bir sevinç yaşadılar. Okul iki aylık tatile girdiğinde evlerine dönmek üzere yola çıktılar. Arthur ve Lora onları kapıda karşıladı. Yanlarında gümüş renkli bir köpek vardı. Hepsi hasretle sarıldıktan sonra Lora'nın hazırladığı muhteşem sofraya oturdular.

​Ryukai merakla sordu: "Bu köpek de nereden çıktı?"

​Arthur gülümsedi: "Siz yokken ev çok sessizdi, sizi çok özledik. Bu köpeği bulduğumuzda yanımıza almaya karar verdik. Renginden dolayı adını 'Silver' koyduk."

​Ryukai köpeği çok sevmişti ve onunla oynamaya başladı.

O sırada Arthur ciddileşerek oğluna döndü: "En azından bu iki ay boyunca çok fazla antrenman yapma. Biraz dinlen ve bizimle vakit geçir." Ryukai kısa bir tereddütten sonra "Tamam," dedi ama paslanmamak için ara sıra çalışacağını da ekledi.

​Birkaç gün sonra, herkes uyurken...

​Ryukai bir sesle irkilerek uyandı. Etrafa baktı, kimse yoktu ama içinde tarif edilemez bir huzursuzluk vardı.

Evi aramaya karar verdi. O sırada arkasından bir ses daha geldi. Evde yabancı bir şeyin olduğundan artık emindi. Üst katın her köşesine baktı ama bir iz bulamadı.

​Aşağı indiği sırada, normalde kapalı olması gereken bir odanın kapısının aralık olduğunu gördü. İçeri girdiği anda kapı arkasından büyük bir gürültüyle kapandı. Çıkmayı denedi ama kapı sanki mühürlenmişti.

Odanın ortasında, aşağıya doğru inen karanlık bir merdiven belirdi. Ryukai, oraya inerse geri dönüşünün olmayacağını hissetse de ilerlemekten başka şansı yoktu.

​En aşağı indiğinde karşısına çıkan kapıyı açtığı anda, sırtına keskin bir bıçak saplandı!

Ryukai acıyla sarsıldı, saldırana karşılık vermeye çalıştı ama etrafında kimseyi göremiyordu. Bıçağı sırtından çekip çıkardı ve savunma pozisyonuna geçti. Girdiği oda bomboştu, az önceki yerin aynısı gibi görünüyordu.

​Ryukai korkmaya başlamıştı; birinin onunla kedi fare oyunu oynadığını düşündü. Dayanamayarak etrafa saldırmaya, boş duvarlara yumruk atmaya başladı. Ancak hiçbir şey değişmiyordu.

Tam pes edecekken sırtındaki kanın miktarını fark etti. Hem aşırı güç kullanımı hem de yara yüzünden çok kan kaybetmişti. Tam müdahale edecekken gövdesine bir bıçak daha fırlatıldı.

Bu kez bıçağın zehirli olduğunu, damarlarında dolaşan o soğuk yakıcı histen anladı ve bilincini kaybetti.

​Gözlerini açtığında her yer bembeyaz ve göz alıcı bir parlaklıktaydı. Gözlerini odaklamakta zorlansa da sonunda başardı ve gördüklerine inanamadı!

​8. Bölümün Sonu...

More Chapters