4. Bölüm: Kötü Tanrılar!
Ryukai'nin anlayamadığı tek bir şey kalmıştır: TANRILAR. Okuduğu kitaplarda neredeyse tüm ırkların bir tanrısı olduğunu ve hâlâ yaşayan tanrıların varlığını öğrenir. Ancak tanrılar o kadar açgözlüdür ki, eskiden var olan Ejderha ırkını bile sadece kendilerine istediklerini vermedikleri için yok etmişlerdir.
Ryukai, tanrıların gerçekte ne istediğini merak eder ama kitaplarda bu yazmaz; bu yüzden merakını bir süreliğine içine gömer.
Ejderhalara karşı büyük bir ilgi ve sevgi duymaya başlamıştır ama tanrılardan nefret eder. İçinde bir yerde belki iyi tanrılar da olabileceği hissi olsa da, onlara karşı ısınamaz.
Bir gün Ryukai, annesinden izin alarak dışarı çıkıp biraz gezmek ister. Etrafta dolaşırken bir kız görür ve onun bir elf olduğunu fark edince şaşırır. Bu civarlarda pek elf olmadığını sanıyordur. Merakla kızın yanına yaklaşır ama kızın yüzü, bir elfe göre oldukça tuhaf görünmektedir.
Ryukai: "Merhaba? Bir şey sorabilir miyim sana?"
Elf kız: "Sen de mi beni zorbalayacaksın?! Git başımdan!"
Ryukai: "Hayır, seni neden zorbalayayım? Sadece bir şey sormak istiyorum."
Elf kız: "Sen onlar gibi değilsin... Sor?"
Ryukai: "Normalde sormayacaktım ama seni kimler zorbalıyor? Bir de sen elf misin? Buralarda pek elf yok diye biliyordum, ayrıca sanki biraz farklısın?"
Elf kız: "Sen de onlarla aynı meraka sahipsin ama onlar gibi değilsin."
Ryukai artık dayanamayıp sorar: "Onlar dediklerin kim? Geldiğimden beri 'onlar' deyip duruyorsun."
Elf kız: "Onlar dediklerim beni zorbalayan insanlar. Sırf onlara benzemiyorum diye beni dışlayıp dövdüler."
Ryukai: "Bunları bu kadar rahat söyleyebilmen tuhaf. Her neyse, sorduklarımı cevaplar mısın?"
Elf kız: "Ben buralı değilim. Babam ejderhaydı, annemse bir elf. Ben bir yarı ejderha, yarı elfim; bu yüzden tuhaf görünüyorum."
Ryukai sevinir; sonunda bir ejderha soyuyla tanışabildiği için heyecanlıdır. Hemen kızın adını sorar.
Kız: "Benim adım Elora-Vae Dragonheart. 'Dragonheart' soyadım, 'Elora' elf ismim, 'Vae' ise ejderha ismim. Ama daha çok Elora ismini kullanıyorum."
Ryukai hâlâ çok heyecanlıdır ve bu heyecanını gizleyemez. Aslında kızlarla nasıl konuşulacağını da pek bilmemektedir.
Ryukai: "İsmin çok güzel! Ejderhaları çok seviyorum. Bana lütfen ejderhalardan ve kendinden bahset!"
Elora şok içindedir; ilk defa birisi ejderhaları sevdiğini söylemiştir.
Elora: "Nasıl yani? Ejderhaları seviyor musun? Ama tanrılar bizim ırkımızı neredeyse yok etti ve biz kimse tarafından sevilmeyiz; özellikle de tanrılar tarafından."
Ryukai: "Ben de tanrıları sevmiyorum, o yüzden bir sorun yok. Ejderhalara çok ilgim var ve dediğim gibi onları çok seviyorum. Lütfen bana biraz bahset."
Elora: "Tamam o zaman, arkadaş olarak başlayalım ve sana bizden bahsedeyim."
Ryukai, yarı ejderha bir arkadaşı olduğu için çok sevinir ve teklifi hemen kabul eder. "Ailen nerede bu arada?" diye sorar.
Elora cevap veremez, yüzü bir anda düşer ve susar.
Ryukai: "Ne oldu? Yanlış bir şey mi söyledim?"
Elora: "Yanlış bir şey söylemedin... Ailem tanrılar tarafından katledildi!"
Ryukai bunu duyunca çok etkilenir. Aynısının kendi ailesinin de başına gelebileceğini düşünür ve Elora'ya bağırarak şunları söyler:
Ryukai: "O tanrıların hepsini bir gün öldüreceğim! Tanrılar acımasız, açgözlü pisliklerden başka bir şey değiller!"
Elora ona bakarak gülümser ve "Bir gün birlikte savaşalım," der.
Tam o sırada yoldan geçen birisi durur, Ryukai'yi omzundan tutar ve şöyle söyler:
Bilinmeyen Kişi: "Bak evlat, bu kadar bağırarak tanrılara laf etme; seni duyabilirler. Hatta belki duydular bile. Ama tanrıların hepsi aynı değil. Ejderhaları yok eden tanrılar var, bir de yok etmeyenler... Öyle düşün ve şu sözü aklına kazı: 'Her Tanrı Aynı Değildir.'"
Bu sözün ardından adam bir anda gözden kaybolur.
Ryukai bu sözü gerçekten düşünmeye başlar ama yine de kendi kendine "Kötü tanrıları öldüreceğim," diye mırıldanır.
Sonrasında Ryukai, Elora'yı eve götürür; annesi ve babasına durumu açıklar. Artık Elora da onlarla kalmaya başlar. Bazen Lora, Elora ile sohbet eder; "İsimlerimiz çok benziyor," diyerek konuyu açıp onunla yakınlık kurmaya çalışır.
Bir gün kasabadaki herkes bir toplanma alanına çağırılır. Arthur ve Lora, Elora'yı da yanlarına alarak oraya giderler. Herkes neden toplandıklarını merak ederken bir yetkili gelip konuşmaya başlar:
"Hoş geldiniz değerli kasaba sakinleri. Bugün sizlere bazıları için iyi, bazıları için kötü bir haberim var. Canavarlar buralara yaklaşmaya başladı ve Canavarların Tanrısı bizlere bir anlaşma sundu. Kabul etmezsek öleceğimizi söyledi. Anlaşma maddeleri şunlardır: Kasaba sakinleri her ay bizlere yemek, maden, silah ve o an ne lazımsa onu verecektir. Karşılığında canları bağışlanacak ve kasabaları işgal edilmeyecektir."
Kasaba sakinleri arasında tartışma çıkar. Bir taraf "Verelim, yeter ki ölmeyelim," derken, diğer taraf "Özgürlüğümüzü kaybetmeyelim, savaşalım!" der.
Arthur ile Lora ise çocuklarının geleceği için bu kasabadan kaçmayı planlarlar.
Yavaş yavaş herkese anlaşma kağıdı dağıtılmaya başlar; imzalamayanların öldürüleceği ilan edilir.
Arthur ve Lora, "Biz evde imzalayacağız," diyerek eve dönmek isterler. Ancak o sırada bir yaratık önlerini keser ve "İmzala, yoksa aileni öldürürüm!" diye tehdit eder.
Mecburen anlaşmayı imzalayıp eve dönerler ve hemen kaçış planı yapmaya başlarlar. Ancak çok dikkatli olmaları gerekir; dışarıda devriye atan yaratıklar, en ufak bir şüphede direkt öldürmektedir.
Ryukai hemen canavarların soyunu araştırmaya başlar. Elora ile birlikte bir kitap bulup okurlar. Canavarlara aslında "Ruin" denildiğini, isimlerinin ise geçtikleri her yeri mahvettikleri için "yıkım" anlamına gelen bu kelimeden geldiğini öğrenirler. Ryukai ve Elora; tüm Ruinlerin zayıflıklarını, dillerini, güçlerini ve türlerini tek tek çalışırlar.
Bu sırada Lora ile Arthur'un planı tamamlanmıştır. Çocukları yanlarına çağırıp nasıl kaçacaklarını anlatırlar.
Her şey hazır olduğunda evden çıkarlar. Hiçbir şey yokmuş gibi sınıra kadar giderler; eşyalarını gizlemek için küçük çantalara yerleştirmişlerdir. Nöbetçilere şehre gideceklerini ve bunun için haraç vereceklerini söylerler. Aslında bu Ruinlere mantıksız gelir çünkü tüm aile gitmektedir. Arthur, "Ailemi de gezdireceğim, yeni şeyler alacağım," diyerek durumu toparlamaya çalışır. Ruinler şüphelense de geçmelerine izin verirler.
Tam o sırada havadan dev bir Ruin iner, Arthur'u boynundan tutup havaya kaldırır ve "Yalancılar!" diye bağırır. Tam Arthur'u öldürecekken Lora sakinliğini korur ve Ruin'i durdurup, "Yalancı değiliz, önce bizi dinle!" der. Planı yaparken böyle bir durumun yaşanabileceğini öngörmüşlerdir.
Arthur ve Lora durumu çok nazik bir dille tekrar açıklasalar da Ruinler bir türlü ikna olmaz. Aralarından biri "Acıktım!" diyerek Arthur'a saldırır. Arthur kılıcını çekip karşılık verir ve bağırır: "Kaçın!"
Elora ile Lora zarar görmemek için hemen yakındaki bir çukura atlarlar. Ryukai ise sonunda güçlerini test edebileceği mükemmel bir yer bulduğu için o da saldırıya geçer. Ateş büyüsüyle rakibini yaktıktan sonra su büyüsünü aşırı derece de hızlandırıp düşmanının kafasında bir delik açar. Diğer Ruinlerin de geleceğini bildikleri için tam kaçacaklarken, bir anda ortaya çok daha büyük bir Ruin çıkar ve Arthur'a...
4. Bölümün Sonu...
