Gorgeus : bu konuda gerçekten çok fazla düşündüm. Acaba benim trajedim ne ?
Gerçek olmamak mı ? Bir çeşit varoluşsal kriz mi ? Yoksa yazarım mı ? Yada aklıma gelmeyen bambaşka bir şey mi ?
Bu sorunun cevabını ben şahsen bulamadım. Ama belki de cevap sendedir sevgili okuyucu. Sence benim gerçek trajedim, beni trajik yapan asıl şey sence ne ?
...
Ama bence acılarımın tek bir sebebi var
O da yazarımın bana bu kadar trajik şeyler yazması seçmiş olduğu gerçeği. Bu konuda lafı dolandırmak istemiyorum. O yüzden şimdilik bunu geçeceğim
Okuyucu, karakterler temsil ettikleri şeylere göre hatırlanir veya sevilir. Ama ben daha kendimi , hatta yazarımı bile sevemezken, sence nasıl iyi ve sevilebilir bir karakter olabilirim ? Bu soru ne kadar uzun süredir içimu kemiriyor gerçekten bilemezsin
Ben, okuyucu ve karakter arasındaki ilişkiyi bir üst boyuta taşıyarak onu ters yüz ederken, herşeyi okuyucuma böylr doğrudan anlatırken nasıl sevilebilir bir karakter olabilirim ?
Bir karakter olarak temsil ettiğim şeyin ağırlığını nasıl taşırım ?
Bir karakter nasıl ve neden okurlar tarafından sevilir ?
Bu soruların cevaplarını bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa senin bu kitabı okuyor olduğun ve beni dinlemeye devam ettiğin gerçeği
Benim hakkımda ne düşündüğün hakkında yemin ederim ki bir toz zerresi kadar bile fikir sahibi değilim. Ama umarım okuyucu olarak beni, gorgeus'u sevmişsindir. Bir karakter olarak, bu kaderi yaşamış bir karakter olarak beni sevindirebilecek çok az şeylerden biri de bu olurdu
Ayrıca duyduğum kadarıyla bazı insanlar kendi dünyaları yerine kurgusal evrenlerde yaşamayı daha çekici buluyor.
Ha ha ha ha ha ha ha ha ha ha ha ha ha ha ha.
Komik
İnan bana göründüğü kadar güzel veya kolay değil güçlenmesi ayrı dert, ölüm kalım savaşları ayrı dert , öbür problemler ayrı dert , yazarın planladıkları ayrı dert ,kahraman olsan çok acı çekersin kötü adam olursan da sonunda yenilirsin. Onu geçtim, içerik az. Kendi dünyanı keşfetmeye bak okuyucu. Senin dünyan herhangi bir kurgu'dan çok daha fazla içerik barındırıyor
Anlaattıklarım tecrübe ile sabit. O kadar sabit ki inanamazsın
Bu durumlar senin gözunden nasıl bilemem ama, karakter ve okuyucu arasındaki iluşkde karakter olma kısmı bir karakterin gözünden az veya çok böyle bir şey
Başka bir insanın hayal ettiği kurgusal bir kişiye bağlanmayı biraz garip bulsam da, eserlerin doğasında olan bir şey bu sonuçta. Buna istesem bile müdahale edemem
Bunun yanında, bence karakter ve okuyucu ilişkileri biraz tek taraflı. Karakteri anlamak için felsefesini ve fikirlerini anlaman, çözmen lazım. Ama benim durumum işleri daha ilginç yapıyor. Sen beni anlamak için beni izleyip veya okuyup üstüme düsünmüyorsun, karakter olarak sana üstüne düşünmen gereken şeyleri söylüyorum sana. Hayat ve kadar acayip.
Absürtizm sonuçta boşuna doğmadı. Hayat saçma, o yüzden yaşa. Bence bi noktada gerçekten doğru
En azından bir karakter olarak bu konuda söyleyebileceklerim gerçekten bu kadar.
Ama bunların tek tarafli kalmaması için bence bu konuda bir adım atman gerekli sevgili okuyucu
....
Gorgeus : Bu kısmı geçersek, bu kitabın bittiğini zannediyorsan yanılıyorsun. Hatta daha yeni başlıyoruz sevgili okuyucu. Daha buz dağının görünmeyen yüzüne bile inmedik. Hala daha buzdağının üstlerindeyiz.
Ve herşey yeni başladığı gibi gerçekten de çok uzun sürecek. O yüzden otur, ve oku. Eğer yeni bölüm gelmediyse yeni bölüm gelene kadar da bekle. Kitabın başında söylediğim gibi, bu kitabın ana karakteri olarak gördüğün ve karşılaştığın herşey benim sorumluluğunda olacak.
Çok değil, birkaç bölüm sonra işler daha da derin noktalara inecektir. Yazarımın böyle yapacağına emin olabilirsin. Bunu çok sık tekrar ettiğimi biliyorum ama sonuçta bir karakter olarak yazarım ne istiyorsa onu yapabiliyorum ancak. Bu konuda beni suçlayamazsın
Evet, yazarımı sevmiyorum ama en azından bu konuda bana hakkımı veriyor. Beni susturmak yerine trajedimi dökebileceğim ve anlatabileceğim bir alanı bana sunuyor. Ondan ölümüne nefret ediyor olsam da en azından bu konuda bana bir hak tanıdığı, hakkımi verdiği için şahsen bu konuda o kadar da kotü hissetmiyorum
Karakter-okuyucu ilişkisinden zaten bahsettim, ama bence karakter-yazar ilişkisi bundan da daha tuhaf bir şey. Bir kişi var olmayan birini hayal ediyor ve sonrasında onun üstüne senaryolar ve ihtimaller kuruyor. Kurgu olmak bu yüzden, karakter gözünde bana gerçekten tuhaf geliyoe bir noktada
Sonrasında yazar karakterlere kişilikler ekler replikler hikayeler ekler ve karakteri tamamlamış olur. Ama şu soruyu sormak istiyorum :
Bir karakter kendi düşüncelerine sahipse gerçekten özgür müdür ? Özgür iradesi var mıdır ? Yoksa yazarının oynattığı bir kukladan mı ibaret ? Okuyucu, sana anlattığım düşünceler gerçekten bana mı ait yoksa yazarımın bana yüklediği, beni şekillendirdiği şeyler mi ? Yani onun düşünmemi istedikleri olabilir mi bunlar ? Daha da önemlisi, peki ya tanrı ? Tanrı da yazarıma yazarımın bana yaptığı şeyin aynısıni yapıyor olamaz mı ? Yoksa bu sadece sonsuz bir komutlar döngüsü falan mı ?
Nedir, ne diye var bu varoluşsal paradoks. Nedir bu varolmayan acı ? Kurgu olabilirim ama yazarımın düşlerinde gerçeğim. Yazarım beni gerçekten düşündüyse gerçek sayılabilir miyim ? Bu beni bir düşünce olarak gerçek yapar mı ? Yoksa yazarımın bir parçası mı olarak kalırım sadece ? Eğer gerçek değilsem ne diye varoluşsal acı hissederim ? Eğer kurgu isem neden varolmanın acısını hissedebiliyorum ?
Bunları ne zaman düşünsem kafam bulanıyor, düşüncelerim birbirine giriyor ve kendimi tuhaf, açıklanamaz bir paradoks içinde bulunuyorum...
Muhtemelen bunları okurken aynı kafa karışıklığını sana da yaşatmışımdır sevgili okuyucu
Eh... kabul edelim ki bunlar sindirmesi ve üstüne düşünmesi zor şeyler. Ancak bir defa düşündüğünde devamı geliyor. İşte, okuyucj ve karakter ilişkisi ile yazar ve karamter ilişkisi bir karakterin gözünden böyle görünüyor
İtiraf etmek gerek ki bu trajedim ile ilgili önemli bir parça. Var olmanın ve kurgu olduğunu bilmenin acısı ile ilgili, kir karakterin gözünden 2 farklı ilişki.
Ki benim trajedimde tiyatroda oynanan, abartı tepkilerle mutlak bir şekilde kötü bitmesi kaçınılmaz bur şekilde değildir. Trajedimde müzik veya koro olmaz ve hatta olamaz . Trajik birini kimse hatırlamaz. Bu trajiklik kötü olduğu için onu saklamaya ve onu unutmaya çalışırlar. Trajedim mutlak biçimde sessizdir. Ancak kendi sesini dinleyebileceğin kadar sessiz. Benim karanlım sessizliğim ancak kendi sesimi duymama izin verdi
Ama bu kısa mola başka bir sesi, başka bir yüzü görmeme izin verdi
Seni görmeme izin verdi okuyucu. Seni görrmeme izin verdi. Trajedimden anlık bir kaçış yapmama izin verdi. Bu senin kaçışın değil benim kaçışım
Sen nasıl günlük hayatında günlük hayatın stresinden kaçmak ve bir an için de olsa onları umursamadan yaşayabilmek için yaptığın kafayi dağıtmalık aktiviteler gibi. Senin için bunlar neyse, sana trajedimi anlatabiliyor olmak da benim için o şeye tekabül ediyor sevgili okuyucu.
Ben, aslında bunu yapıyorum. Sana trajedimi anlatırken anlık olarak da olsa o trajediden kaçmış oluyorum
