okul zor olmasına rağmen açılış töreni diğer okullardan çok da farklı değildi.
Klasik konuşmalar, teşekkürler, gereksiz uzatmalar.
Tören bittikten sonra saat öğleni geçmişti. Kampüs tanıtımları da tamamlanınca öğrenciler yavaş yavaş dağıldı.
Çoğu yurda gidiyordu.
Bazıları ise gruplar halinde kafelere doğru yürüyordu.
Kalabalık kısa sürede dağıldı.
Yurda doğru giderken yol üzerindeki markete girdim.
Tabii ki yalnızdım.
Bu artık normaldi.
Kapıdan girer girmez tanıdık bir ses duydum.
"Ne hoş olmayan bir tesadüf."
Başımı çevirdim.
Otobüsteki kızdı.
"Yine mi sen?"
"Ben de aynısını diyecektim."
Kısa bir sessizlik oldu.
Konuşma uzamadı.
Raflara yöneldim.
O sırada fark ettim.
İnsanlar bakıyordu.
Camdaki yansımama baktım.
İfade yok. Duruş normal.
Ama gözler…
Bazıları bakışını kaçırıyordu.
"Rahatsız edici."
"Ne?"
"İnsanların bakması."
"Alıştım."
"Saçma."
"Olabilir."
Yine sessizlik.
Sonra marketin arka tarafında sesler yükseldi.
Sudou tartışıyordu.
İkinci sınıflarla.
"Burası bizim yerimiz."
"Defol."
Klasik.
Sudou ayağa kalktı. Gergindi.
Kavga çıkmak üzereydi.
"Karışacak mısın?"
"Gerek yok."
Çünkü sonuç belliydi.
Biraz daha tartıştılar.
Sonra üst sınıflar gülerek geri çekildi.
"Dünya kaç bucak görürsünüz."
Garip bir cümleydi.
Sudou sinirle çıktı.
Etraf dağılmıştı.
Kameralara baktım.
İki tane.
Sorun çıkardı.
İstemeden eğildim, toplamaya başladım.
"Garipsin."
"Olabilir."
Tam o sırada kapının camında bir yansıma gördüm.
Tanıdık.
O.
İçeri girmedi.
Sadece baktı.
Göz göze geldik.
Bir saniye.
Yeterliydi.
Hafifçe gülümsedi.
Sonra yürüyüp gitti.
"Birini mi tanıyorsun?"
"Hayır."
Yalan.
Ama açıklamaya gerek yoktu.
Bu okulda sorunlar kavga ile başlamıyordu.
Daha sessiz başlıyordu.
