"Tsu…!"
Kulüp tanıtımları devam ederken, Reika bir anda gerildi.
Bakışları sahneye kilitlendi. Yüzü… fark edilir şekilde soldu.
"N'oldu?"
Sordum.
Cevap yok.
Sanki beni duymuyordu.
Ben de sahneye baktım. Özel bir şey yoktu. Sıradan bir kulüp temsilcisi konuşuyordu.
Ama Reika'nın bakışları… başka birine odaklıydı.
İfade garipti.
Korku değil.
Sevinç de değil.
…Tanıma.
"Reika. Neyin var?"
"…" Yine cevap yok.
Konuşmayı bıraktım.
Beklemek daha mantıklı.
Kulüp tanıtımları devam etti. Spor salonu gürültülüydü. İnsanlar konuşuyor, gülüyor, yorum yapıyordu.
Ama yavaş yavaş…
Atmosfer değişti.
Sahnedeki herkes indikten sonra, tek bir kişi kaldı.
Salon sessizleşti.
Reika'nın baktığı kişi.
Ortalama boyda, siyah saçlı biriydi.
Hareketsiz duruyordu.
Konuşmadı.
Hiçbir şey yapmadı.
Sadece baktı.
İlk başta bazıları dalga geçti.
"Konuşsana!"
"Unuttun mu ne diyeceğini?"
Gülüşmeler oldu.
Ama o…
Tepki vermedi.
Hiç.
Zaman geçtikçe sesler kesildi.
Salon… garip bir şekilde sessizleşti.
Kimse neden sustuğunu anlamadı.
Ama kimse de konuşmadı.
Yaklaşık otuz saniye.
Sonra—
"Ben, öğrenci konseyi başkanıyım."
Sesi sakindi.
Ama… yeterliydi.
"Adım… Kuroto."
Kuroto.
İsim tanıdık gelmedi.
Ama etkisi…
Fazlaydı.
"Birinci sınıflar arasından aday arıyoruz."
Basit cümleler kuruyordu.
Ama kimse dikkatini başka yere veremiyordu.
"Zayıf düşünenler… gereksizdir."
Salon tamamen sustu.
"Bu okul… ortalama insanları kabul etmez."
Sesi yükselmedi.
Ama…
Sanki herkesin üstüne çöktü.
Bir süre daha konuştu.
Sonra…
Hiçbir şey olmamış gibi döndü.
Ve sahneden indi.
Salon hâlâ sessizdi.
Kapıdan çıkana kadar…
Kimse hareket etmedi.
…
"Millet, geldiğiniz için teşekkürler—"
Öğretmenin sesiyle ortam yavaşça normale döndü.
Gürültü geri geldi.
Ama tam değil.
Reika hâlâ kıpırdamıyordu.
"Oi. Neyin var?"
Cevap yok.
Bakışları hâlâ aynı noktadaydı.
"Oy, Shin. Sen de mi burdasın?"
Tanıdık bir ses.
Sudou.
Yanında Ike ve Yamauchi vardı.
"Üçünüz birlikte ha."
"Ne var?"
"İyi anlaşıyorsunuz."
Sudou omuz silkti.
"Bir kulübe bakıyorduk. Sen?"
"Bakıyorum."
"Ben basketbola yazılacağım."
Beklenirdi.
"Peki ya siz?"
Ike hemen atladı.
"Ben kader arıyorum."
"…Ne?"
"Lan kız işte! Kız bulucam."
Yamauchi güldü.
"Bu mal ciddi."
Sudou da sırıttı.
"Boş yapıyor."
Kısa bir sessizlik.
Sonra Ike telefonunu çıkardı.
"Grup kurduk. Gelmek ister misin?"
Beklenmedik.
Ama…
Mantıklı.
"Olur."
Telefonumu çıkardım.
Numaraları değiştik.
Kısa bir an…
Reika'yı düşündüm.
Kalabalığın içinde yoktu artık.
Gitmişti.
Takip edebilirdim.
Ama…
Gerek yok.
İstediği yere gidebilir.
Benim müdahale etmem gerekmiyor.
Telefonumu cebime koydum.
"Tamamdır."
Sudou bir şeyler anlatmaya devam etti.
Ben dinliyormuş gibi yaptım.
Ama aklım…
Hâlâ sahnedeydi.
Kuroto.
…İlginç biri.
"Az önceki kız var ya…"
Ike hafif eğilip konuştu.
"Başta sıradan sandım. Ama… kıyafetlerin altı baya olay."
Sudou direkt döndü.
"Salak mısın lan? Tipine bakıp değil de ona göre mi beğeniyon?"
Ike omuz silkti.
"Gerçekler acıtır."
Yamauchi güldü.
"Ben net söylüyorum. Miyu ya da Hasabe seviyesinde değilse uğraşmam. Sıradanlarla işim yok."
Rahat konuşuyordu.
Etrafta kimse yok diye.
"Buna inanan var mı?" dedim.
"Ne yani?"
"Gerçekten gidip teklif edeceksin?"
Kısa bir sessizlik oldu.
Ike gözünü kaçırdı.
Yamauchi sırıttı.
Sudou güldü.
Cevap belli.
…
İnsanlar ilginç.
Hedef koyarken bile… kendilerini kandırıyorlar.
En sonunda, en güvenli seçeneğe yöneliyorlar.
Ben de farklı değildim.
Kazanma ihtimali en yüksek olana oynamak…
En mantıklısı.
