Koroline sinirli bir şekilde etrafına bakıyordu.
koroline: offf şu Güneş sistemindeki eleman… nerede? Kaç saattir arıyoruz.
Koemi gözlerini kısmış, etrafı inceliyordu.
koemi: bilmem… ama her zaman tetikte kalmalıyız.
Sophia ciddi bir ses tonuyla konuştu:
Sophia: kızlar, odaklanın. Rakibimiz Güneş sisteminden. Ne kadar güçlü olduklarını biliyorsunuz.
Koroline homurdandı.
koroline: öyle ama… o en güçsüzü.
Koemi başını salladı.
koemi: doğru… ama yine de hafife alamayız.
Sophia: katılıyorum.
Tam o anda…
ÇAT!
Bir ağacın gövdesi aniden alev aldı.
Sonra bir tane daha…
Sonra bir tane daha…
Alevler domino etkisi gibi ormana yayılmaya başladı. Rüzgarla birlikte ateş büyüyordu.
Koroline geri çekildi.
koroline: ne… neler oluyor?!
Sophia'nın gözleri büyüdü.
Sophia: …burada.
Bir anda alevlerin içinden bir siluet fırladı.
Ateşten bir kılıç, doğrudan Sophia'ya doğru geliyordu.
Sophia: Liam!
koemi: dikkat et!
Koemi refleksle ileri atıldı. Çift kılıcını çapraz tuttu.
CLANG!
Ateşli saldırıyı son anda savuşturdu.
Liam geri sıçradı. Alevlerin arasında duruyordu. Gözleri parlıyordu.
koemi: Sophia iyi misin?
Sophia: evet…
Liam hafifçe güldü.
Liam: vay vay vay… benim için sadece bu güçsüzleri mi gönderdiler?
Başını yana eğdi.
Liam: darıldım şimdi.
Koroline dişlerini sıktı.
koroline: ne diyor bu?
Sophia: emin değilim… ama bizi küçümsüyor.
Liam elini kaldırdı.
Liam: yangın büyüsü… orman yangını.
Bir anda alevler patladı. Tüm orman ateşe teslim oldu. Isı nefes almayı zorlaştırıyordu.
Sophia hızla elini kaldırdı.
Elinde bir asa belirdi.
Sophia: pozisyon alın! Dumanı solumayın!
Koemi ileri çıktı.
koemi: zehir büyüsü… tek yudumluk!
Koroline dişlerini sıktı.
koroline: kaplan büyüsü… keskin dişler!
Sophia asasını savurdu.
Sophia: hava büyüsü… kader havası!
Üçü aynı anda saldırdı.
Liam yerinden kıpırdamadı.
Liam: yangın büyüsü… büyük yangın.
Alevler saldırıları yuttu.
Koroline hızla yaklaşıp Liam'ın sağ bacağını hedef aldı.
Ama—
Liam ondan daha hızlıydı.
BAM!
Tek bir tekmeyle Koroline'yi karnından vurdu.
Koroline'nin ağzından kan fışkırdı ve yanan ormanın içine savruldu.
koemi: KOROLINE!!!
Koemi bir anlık dikkatini kaybetti.
Bu hata pahalıya patladı.
Liam bir anda yanında belirdi.
ŞAK!
Kılıcı Koemi'nin sağ kolunu kesti.
Derin değildi… ama yeterliydi.
Koemi'nin kolu titremeye başladı. Kılıç hakimiyeti zayıflamıştı.
Koemi geri sıçradı, nefesi hızlandı.
Liam bu sefer gözlerini Sophia'ya çevirdi.
Alevler aralarında dans ediyordu.
Sophia bir adım geri attı.
Sophia: lanet olsun… ne yapacağım?
Liam yavaşça yürümeye başladı.
Gülüyordu.
Liam alaycı bir şekilde gülümsedi.
Liam: Çok kolay oldu… sizden de bunu beklerdim.
Alevler etraflarını sardı. Orman yangını Liam'ın büyüsüyle dahada alevlendi . Kılıcı, Sophia'ya doğru hızlıca yöneltdi.
Sophia derin bir nefes aldı.
Sophia: haydi Sophia yapabilirsin Hava büyüsü… sadece sakinlik.
Asasını Liam'a doğru uzattı. Asanın ucundan bir kıvılcım fırladı ve doğrudan Liam'a çarptı.
Bir an için Liam dondu, hareket edemedi ne olduğunu bile anlamadı.
Tam o sırada, Koroline hızlıca kılıcını fırlattı. Kılıç Liam'ın sağından geçti ve yanan bir ağaca çarptı.
Liam gözlerini kısarak baktı.
Liam: Vay be…sen hâlâ ölmedin mi? Yanarak ölmen gerekirdi.
Koroline'nin vücudu yanıklardan dolayı kömürleşmişti, üçüncü derece yanıklar vardı. Ama hâlâ ayaktaydı.
Koemi endişeli bir şekilde sordu:
koemi: Koroline… iyi misin?
Koroline dişlerini sıktı:
koroline: Biraz daha dayanırım… sıkıntı yok. Maria,beni iyileştirdiğim için sağol.
Maria utanmış bir şekilde başını salladı.
Maria: Şey… sağol. Teşekküre gerek yok.
Tam o anda, ormanın derinliklerinden Noah ve Haoyu çıktı. Liam şaşkınlıkla geri çekildi.
Liam: Ne oluyor?!
Haoyu kararlı bir sesle konuştu:
haoyu: Kral büyüsü… halkın iradesi.
Noah elini kaldırdı:
noah: Simetri büyüsü… ters köşe.
Haoyu Liam'a vurdu, Noah ise Liam'ın sağ koluna saldırdı. Büyünün etkisiyle otomatik olarak sol kolu da hedef aldı.
Liam gözlerini kısıp kılıcını salladı:
Liam: Yangın büyüsü… en acı şekilde!
Büyük bir alev dalgası Haoyu ve Noah'a doğru geldi.
Noah bağırdı:
noah: Yan…maya başlıyo—
Saldırı büyük bir güçle püskürtüldü. Ama Liam'ın karnına küçük bir çizik atılmıştı; kan akıyordu.
Liam alaycı bir şekilde gülümsedi:
Liam: Vay… küçük bir çizik atabilecek kadar güçlü ama benim için hâlâ güçsüzsünüz.
Haoyu'nun kolları kanıyordu, vücudunun bazı bölgeleri üçüncü derece yanık olmuştu.
Noah ise göğsünden kan kaybediyordu, nefesi hızlanmıştı.
Haoyu nefes nefese kalmıştı, ayakta durmakta zorlanıyordu.
haoyu: Bu Güneş sistemi… ölümcül derecede güçlü olduğunu biliyordum ama… en güçsüzü bile bu kadar güçlü ise diğerlerini düşünemiyorum…
Sophia dişlerini sıktı, hızlıca durumu içinden analiz ediyordu.
Sophia : Bir şey yapmam lazım… Koemi hâlâ savaşabilir ama zorlanıyor.maria şuan kullanmak hata olur Noah ve Koroline dinlenmek zorunda. Haoyu biraz daha dayanır ama o da düşmek üzere… geriye sadece ben ve Koemi kalıyoruz.
Liam sıkılmış bir ifadeyle başını yana eğdi.
Liam: Pekâlâ… sıkıldım. Bu işi burada bitirelim.
Liam: Yangın büyüsü… güçlü ateş.
Dev bir alev dalgası doğrudan Haoyu'ya doğru ilerledi.
Koemi anında öne atıldı.
koemi: Zehir büyüsü… ölümcül zehir!
Zehirli saldırı alevle çarpıştı ve yönünü bozdu. Haoyu son anda kurtuldu.
Haoyu dizlerinin üzerine çöktü, kılıcını bile kaldıramıyordu.
koemi: Dinlen… bunu biz hallederiz.
haoyu: se… sağ ol…
Koemi gözlerini Liam'a kilitledi.
koemi: Zehir büyüsü… yılan zehri!
Hızla ileri atıldı.
Liam da pozisyon aldı. İkisi bir anda karşı karşıya geldi.
Koemi kılıcını Liam'ın karnına saplayacaktı—
Ama Liam kusursuz bir açıyla duruyordu.
O pozisyonda saldırmak neredeyse imkânsızdı.
Tam o anda—
Sophia asasını kaldırdı.
Sophia: Hava büyüsü… rüzgarlı hava.
Görünmez bir darbe Liam'a çarptı.
Liam bunu beklemiyordu.
Bir anlığına duraksadı.
Bu… fırsattı.
Koemi hızlandı, kılıcı ileri itti—
Ama Liam refleksle toparlandı ve saldırıyı son anda savuşturdu.
Yine de…
Bir şey değişmişti.
Liam kısa bir an için savunmasız kalmıştı.
Ama…
Kimsenin saldıracak gücü yoktu.
Herkes bunu fark etti… ama kimse hareket edemedi.
Tam o anda—
Yanan ormanın içinden bir gölge çıktı.
Hiç ses yoktu.
Ne dal kırılması, ne yaprak sesi…
Bu… kusursuz bir kamuflajdı.
koemi: …Nora?!
Sophia şaşkınlıkla baktı.
Sophia: Ayağı yaralı… buna rağmen nasıl bu kadar sessiz?!
Nora tek kelime etmeden ileri atıldı.
O kadar hızlıydı ki—
Liam'ın savunmasız anını geçti ve direkt sol kolunu hedef aldı.
Liam bunu fark etti ve refleksle kılıcını Nora'nın kafasına indirdi.
nora: Görünmezlik büyüsü… gerçek görünmezlik.
Bir an—
Nora… yok oldu.
Ve sanki Liam'ın içinden geçmiş gibi sol kolunun yanından çıktı.
ŞAK!
Liam'ın yüzük ve serçe parmağı kesildi.
Liam'ın gözleri ilk kez büyüdü.
Liam: …?!
Kan sıçradı.
Liam acıyla bağırdı ve kılıcını Nora'ya savurdu—
Ama o anda başka biri araya girdi.
CLANG!
Leonid kılıcıyla saldırıyı durdurmuştu.
Ormanın içinden çıkmıştı. Nefesi ağırdı ama gözleri kararlıydı.
5 Yıl Önce – Modern Dünya
Herkes bir ağızdan bağırıyordu:
"İyi ki doğdun Liam!"
"İyi ki doğdun!"
"İyi ki doğdun Liam!"
Liam hafifçe gülümsedi.
Liam: sağol anne… sağol baba.
Babası omzuna elini koydu.
: bugün 15 yaşına girdin. Yetişkinliğe bir adım daha yaklaştın.
Liam başını salladı.
Liam: biliyorum baba.
Annesi masayı toplarken konuştu:
Liam'ın annesi: hadi, çok geçmeden pastayı yiyelim ve uyuyalım.
O gece sıradan, huzurlu bir geceydi.
Ertesi gün…
Liam okul yolunda yürüyordu.
Liam: yine lanet bir okul günü…
Arkasından bir ses geldi.
Kenny: naber Liam?
Liam döndü.
Liam: iyiyim. Sen Kenny?
Kenny gülümsedi.
Kenny: ben de iyiyim. Bu arada dün doğum gününmüş… kutlayamadım. İyi ki doğdun.
Liam: sağol.
İkisi konuşarak sınıfa doğru yürüdü.
Liam: Amerika'daki okul sistemi berbat ya.
Kenny: neden ki? Çoğu ülkeyle aynı.
Liam omuz silkti.
Liam: keşke okul hiç olmasa… tüm gün sosyal medyada takılırdım.
Kenny güldü.
Kenny: o konuda haklısın işte.
Sınıfa girip yerlerine oturdular.
Kısa süre sonra öğretmen geldi ve ders başladı.
Liam, önünde oturan kıza fark ettirmeden baktı.
Kenny hafifçe dürttü.
Kenny: vayy… o kızdan hoşlanıyon mu?
Liam hemen döndü.
Liam: ne alakası var ya, yok öyle bir şey.
Kenny sırıttı.
Kenny: hee aynen aynen.
BAM! BAM!
Bir anda silah sesleri duyuldu.
Sınıf dondu kaldı.
Öğretmen pencereye koştu… ve yüzü bembeyaz oldu.
Öğretmen: oh hayır… olamaz…
Hızla döndü.
Öğretmen: çocuklar! Buraya bakın! Herkes saklansın!
Liam: ne oluyor?!
Öğretmen panikle bağırdı:
öğretmen: kapıya sıraları koymama yardım edin! Çabuk! Hadi!
Çocuklar titreyerek sıraları kapıya yığdı.
Öğretmen: eğilin! Sakın ses çıkarmayın!
Sınıf ölüm sessizliğine büründü.
Ama dışarıda…
Silah sesleri artıyordu.
Bağırışlar, çığlıklar, yalvarmalar…
Her şey birbirine karışmıştı.
Sonra—
TAK… TAK… TAK…
Kapıya vuruldu.
Kimse cevap vermedi.
Sonra kapı zorlanmaya başladı.
Sınıfta panik patladı.
Ağlayanlar, bağıranlar…
Sesler yükseldikçe kapı daha sert sarsılıyordu.
Kenny titriyordu, gözyaşları akıyordu.
Kenny: napıcaz… napıcaz…
Liam'ın sesi bile çıkmıyordu.
Liam: b-bilmiyorum…
ÇAT!
Kapı kırıldı.
İçeri bir anda 5 kişi girdi.
Ellerinde alev makineleri vardı.
Bir saniye bile düşünmeden—
ATEŞ!
Sınıf alevlere boğuldu.
Çığlıklar yükseldi.
"AHHHHH!!!"
"YARDIM EDİN!!"
"YANIIYORUM!!!"
Her yer ateşti.
Liam nefes alamıyordu.
Kaçmaya çalıştı—
Ama o anda…
Kenny'ye baktı.
Bir adam Kenny'yi alevlerin içine itti.
Kenny Liam'a baktı.
Gözlerinde tek bir şey vardı:
yardım…
Liam dondu kaldı.
Pencereye baktı atlasa bir kaç kemiği zarar görür sonra.
Kaçabilirdi.
Ama—
Kenny…
Liam dişlerini sıktı ve adama doğru koştu.
Ama çok geçti.
Alevler onu da sarmaya başlamıştı.
Her şey bulanıklaştı.
Gözleri karardı.
Liam gözlerini açtığında…
Artık okulda değildi.
Etrafı bembeyazdı.
Sanki bulutların içindeydi.
5.bölum sonu
