Cherreads

Chapter 8 - 8.Bölüm Yolun Sonu

Liam: "Ne… neden hiçbir şey duyamıyorum? Siktir… o piç beni sağır etti demek."

Diego gülümsedi, kılıcını ona doğrulttu.

Sonra Sophia toparlandı. O da asasını Liam'a doğrulttu.

Hurugoi de hazır pozisyondaydı.

Diego: "Dinley—"

Sophia: "Hayır, beni dinleyin!"

Diego ona şaşırmış bir şekilde baktı.

Sophia: "Grubun lideri benim!"

Diego: "Ama toparlan—"

Sophia: "İyiyim!"

Hurugoi: "Sövdürtmeyin bana ama haa… Buradada cilvelesmeyin ."

Diego: "Kes sesini!"

Sophia: "Diego!!"

Liam bir anda ileri atıldı.

Liam: "Bu işi burada bitirmem gerek… Karşındakini duyamıyorum ama suyla ilgili bir büyü kullanıyor. Saldırılarımı söndürebiliyor. Onun karşılayamayacağı kadar güçlü bir saldırı yaparsam çok gücüm kalmaz ve … sarı saçlı çocuk (hurugoi bahsediyor)beni öldürebilir. Gücümü fazla kullanmamalıyım daha taktiksel düşün meliyim!"

Liam bir anda geçmişini hatırladı.

"Eskiden kimya dersinde barut hakkında bir şey okumuştum… Bu, onun büyüsünü zayıflatabilir. Hatta onu ona karşı kullanabilirim."

Diego: "Lanet… çok güçlü. Kılıcımı bile kullanamıyorum. Okyanus büyüsü— yengeç!"

Diego kılıcıyla sudan dev bir yengeç şekli oluşturdu.

Liam: "Ateş büyüsü— barut!"

Liam elini uzattı. Güçlü bir patlama enerjisi ortaya çıktı. Saldırı güçten çok taktiğe dayanıyordu.

Sophia: "Şimdi!!"

Minato, kırılmış kemikleriyle yanan ormandan çıktı. Yürümekte zorlanıyordu ama ilerledi.

Minato: "Ölüm büyüsü… son saniyeler!"

Güçlü bir saldırı yaptı.

Diego: "Okyanus büyüsü— ters sörf!"

Minato ve Diego'nun saldırıları Liam'a doğru ilerledi. Liam şaşkındı. Üstelik kendi saldırısı da ters tepmeye başlamıştı; Minato ve Diego'nun saldırılarıyla birleşip ona doğru dönüyordu.

Liam o anda o adamı gördü… kendisini bir zamanlar kurtaran adamı. O an öleceğini hissetti.

"Saldırı bana geliyor…"

Büyük bir patlama oldu:

Booooooommm!!!

Hurugoi: "Ne… ne oluyor?!"

Liam hâlâ yaşıyordu. İçindeki hırs onu ayakta tutuyordu. Ama vücudunun yarısı kemiğe, yarısı kömüre dönmüştü. Eski bedeni yok olmuş gibiydi.

Sophia: "Daha ölmedi! Saldırın, hadi!"

Hurugoi elini kurt işareti yaptı.

Liam kemikleşmiş elini uzattı. O anda Hurugoi'nin eli aniden kırıldı.

"Ahhh!!"

Sonra Liam'ın etrafında dev bir ateş patladı. Alevler ağaçları çok kolay şekilde ikiye bölebilecek güçteydi.

Alevler daire şeklinde yayılıyordu. Ormanın içi cehenneme dönmüş gibiydi; her yer kızıl, her yer duman.

Diego dişlerini sıktı.

Diego: Bu saldırıdan kurtulmak mümkün mü...?

Refleksle Sophia'yı tuttu. Ama Sophia anında önüne geçti, kendini siper etti.

Sophia: Geri çekil!

Alevler hızla üzerlerine geliyordu.

Tam o anda bir ses yankılandı:

"Hayvan büyüsü: Kaplumbağa!"

Bir anda alevler sanki görünmez bir duvara çarpmış gibi söndü. Diego ve Sophia'nın bulunduğu alan yeşile büründü. Toprak canlanmış, yanmış ağaçların köklerinden hayat fışkırıyordu.

Diego: Bu da ne...?

Sophia : Bu... bu Takeshi olabilir.

Tam o sırada Takeshi ormandan sıçrayarak çıktı. Kılıcını çekmişti. Gözleri keskinleşti.

Takeshi Liama baktı

Takeshi: Anlıyorum... Demek ki bu Liam.

Bir anda durdu.

Diego: Hey! Neden duruyorsun?

Takeshi: Görevim gereği...

Sophia: Ne saçmalıy—

Sözünü tamamlayamadan alevler tekrar yükseldi. Liam bu kez Sophia hedef alıyordu.

Diego hiç düşünmeden kendini onun önüne attı.

Alevler ikisini de sardı.

Acı dayanılmazdı… ama ikisi de hâlâ hayattaydı.

Liam içinden takeshi ile ilgili bir şeyler düşünüyordu

Bu adam neden bana saldırmıyor…?

Artık gücüm kalmadı…

Sağ gözünü ve kulaklarını kaybetmişti. Vücudu parçalanmış gibiydi.

Tam o anda Hurugoi'yi gördü.

Dişlerini sıkarak ona doğru koştu.

Ama o anda—

Diego kılıcını fırlattı.

Kılıç Liam'ın kalbinden girip sırtından çıktı.

Zaman o kısa an için yavaşladı.

Liam, kılıcın parlak yüzeyinde kendi yansımasını gördü.

Liam: Ben... buna mı dönüştüm?

Gözleri titredi.

Liam (kendi kendine): Küçükken canavarlardan çok korkardım... Demek ki insan en çok korktuğu şeye dönüşüyormuş.

Bir anda durdu.

Sonra bakışları uzaklara kaydı.

Liam: Beni kurtaran adamın büyüsünü... sanırım anladım. Zaman büyüsü kullanıyor.

Alevler içindeki ormanda, o gizemli adam Liam'a bakıyordu.

Liam: Neden... kimse onu fark etmiyor?

Hurugoi (nefes nefese): Ahh... fırsat bu fırsat! Eğer şimdi saldırmazsam öleceğim!

"Kurt büyüsü: Parçala!"

Liam artık sakindi kaybedeceğini anlamıştı

Liam : Sanırım... ölmeyi hak ettim.

Hurugoi'ye baktı. Gözlerinde teslimiyet vardı.

Liam hafifçe gülümsedi.

Tam o anda—

Topraktan dev bir kurt fırladı ve Liamı yuttu.

Sessizlik.

Bir süre sonra—

Hurugoi nefes nefese iken sordu

hurugoi: Bitti mi...?

Takeshi: Sanırım... evet.

Gökyüzü karardı.

"Su büyüsü: Eşit yağmur."

Yağmur bir anda bastırdı. Yanan orman sönmeye başladı. Duman yavaşça dağıldı.

Hurugoi: Ne... neler oluyor?

Lazar: Hey Elias, sağ ol!

Elias: Teşekküre gerek yok. Bu benim görevim.

Lazar (gülerek): Havalı çocuk seni.

Hurugoi zorla ayağa kalktı, sonra tekrar yere düştü.

Hurugoi: Bu... bu adam Lazar mı?

Sophia: La Lazar!

Lazar: Teorim doğru çıktı... Vay be.

Bir anda—

Her şey beyaza döndü.

Liam gözlerini açtı.

Liam: Burası da neresi...?

Ellerine baktı.

Eski bedenine dönmüştü.

Sonra o adam ortaya çıktı.

Onu kurtaran kişi.

Liam: Sen... zaman büyücüsüsün.

Adam alaycı bir şekilde gülümsedi.

Zaman Büyücüsü: Evet. Ne oldu, neden şaşırdın?

Liam utangaç bir şekilde

Liam : Şey... ben öldükten sonra direkt Cehenneme gide—

Zaman Büyücüsü: Anladım.

Kahkaha attı.

Zaman Büyücüsü: Ölümün çok dassakliydi... . İzlerken eğlendim doğrusu.

Liam donup kaldı.

Zaman Büyücüsü: Bu yüzden seni kendi dünyana geri gondericem.

Liam biraz mutsuzdu nede olsa daha az önce ölmüş ve binlerce insan öldürmüştü

Liam: ciddimisin?

Zaman Büyücüsü: Aynen öyle. Ama bir şartla.

Gözleri ciddileşti.

Zaman Büyücüsü: Yaşadıklarını kimseye anlatmayacaksın. Yoksa seni bulur... ve belanı öperim.

Bir anda beyazlık bulanıklaştı.

Her şey karardı.

Liam'ın bedeni titredi.

Bir anda gözlerini açtı.

Liam: Hahh... ben... neredeyim?

Karşısında annesi ve babası vardı.

Anne: Oğlum!!

Liam: Ne... ben...?

Anne (ağlayarak): 5 yıldır komadaydın...

Kadın gözyaşlarını tutamıyordu.

Liam'ın gözleri doldu.Artik hiç bir şey umurunda değildi

Sonunda... başardım.

Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Liam: Anne... baba... sizi çok özledim!

Onlara sarıldı.

Anne ve babası da ağlıyordu.

Anne & Baba: Biz de!

Liam: Bundan sonra... bir daha ayrılmayalım.Liam ve ailesi bundan sonra birbirlerine çok sıkı kenetlendiler

Bir taraf amacına ulaşmıştı.

Ama diğer taraf için savaş hâlâ devam ediyordu.

8. Bölüm Sonu

More Chapters