Cherreads

Chapter 12 - 12.bölüm: zihindeki Çatlaklar

​Okul bahçesindeki dadı, gözlerine inanamayarak Aşiyan ve Rosalin'e bakmaya devam ediyordu. Haftalardır tek bir kelime bile etmeyen, kendi kabuğuna çekilen Rosalin, Aşiyan'ın boynuna sarılmış cıvıl cıvıl konuşuyordu. Dadı daha fazla dayanamayıp hemen telefonuna sarıldı ve Nathan'ı aradı. Nathan haberi aldığı an şaşkınlıktan donakaldı; ardından büyük bir heyecanla arabasına atlayıp okula doğru yola çıktı.

​Aşiyan ise küçük kızın bukleli saçlarını okşarken içini kaplayan o derin şefkati hissediyordu. Ancak kafasının bir köşesinde hâlâ gece gördüğü kâbusun karanlık gölgesi dolaşıyordu. O depodaki büyük çocuk kimdi? O yangın, o çaresizlik hissi neydi?

​Aşiyan tam Alex ve Rosalin'i okul kapısından içeri uğurlayacakken Nathan'ın arabası okulun önünde durdu. Nathan araçtan indiğinde gözlerinde tarifsiz bir minnet ve hayranlık vardı. Hızlı adımlarla Aşiyan'ın yanına geldi.

"Aşiyan... Dadı aradığında kulaklarıma inanamadım. Rosalin'i yeniden konuşturan sensin," dedi, sesindeki duygu yoğunluğunu gizlemeye çalışmadan.

​Aşiyan mütevazı bir tebessümle yanıt verdi: "Ben özel bir şey yapmadım Nathan. Sadece birbirimizi hissettik, aramızda güzel bir bağ kuruldu."

​Nathan, Aşiyan'ın yüzündeki solgunluğu ve gözlerinin altındaki hafif morlukları fark etti. "İyi görünmüyorsun Aşiyan, sanki bütün gece hiç uyumamış gibisin. Şurada yakında sakin bir kafe var, sana bir kahve ısmarlamama izin ver. Hem biraz hava almış olursun."

​Aşiyan önce kararsız kaldı ama zihnini kurcalayan kâbuslardan kaçmak ve biraz nefes almak için teklifi kabul etti.

​Aynı esnada Martin, şirketindeki makam odasında adeta terör estiriyordu. Masasında duran boşanma dosyasına baktıkça çıldıracak gibi oluyordu. Aşiyan'ın o buz gibi soğukluğu, Alex'in "Artık babamı sevmiyorum" sözleri ve stadyumda Aşiyan'ın beline sarılan adamın görüntüsü zihninde bir kasırga gibi dönüp duruyordu.

​İçindeki öfke ve kaybetme korkusu birleşince masadaki bardağı duvara fırlattı. Sekreterini çağırıp sert bir sesle talimat verdi: "Aşiyan'ın şu an nerede olduğunu ve yanındaki adamın kim olduğunu derhal öğrenin!"

​Kısa bir süre sonra Martin'in telefonuna bir fotoğraf düştü. Fotoğrafta Aşiyan ve Nathan, yol kenarındaki şık bir kafede karşılıklı oturmuş kahve içiyorlardı. Aşiyan'ın Nathan'a bakarak içtenlikle tebessüm etmesi, Martin'in içindeki öfke bombasını patlatmaya yetti. Karolin'i, iptal ettiği toplantıları ve şirketteki işleri tamamen unutup arabasına atladığı gibi adresi verilen kafeye doğru hızla sürmeye başladı.

​Kafede ortam oldukça sakindi. Nathan, Aşiyan'a ailesinden ve Rosalin'in annesini kaybettikten sonra nasıl bir sessizliğe büründüğünden bahsediyordu. Nathan bir an duraksadı, bakışları derinleşti:

"Rosalin annesini normal bir kazada kaybetmedi Aşiyan... Birkaç yıl önce yaşanan çok karanlık bir olayda kaybetti. Birilerini kurtarmak için kendi canını ortaya koyan cesur bir kadın sayesinde kızım bugün hayatta."

​Aşiyan elindeki kahve fincanını tam dudaklarına götürecekken donakaldı. Kalbi öyle şiddetli çarpmaya başladı ki fincan tabağa çarparak şıkırdadı. Zihninde şimşekler çaktı: Kâbusundaki depo... Eller bağlı... Kurtarılan bir kadın ve bir çocuk...

​Aşiyan güçlükle yutkunarak sordu: "O kadın... Nasıl biriydi Nathan? Adını biliyor musun?"

​Nathan tam cevap vermek için ağzını açmıştı ki kafenin kapısı büyük bir gürültüyle savruldu. İçeri giren Martin, gözlerinden ateş saçarak doğrudan onların masasına doğru yürümeye başladı. Adımları yeri sarsıyordu. Masanın başına geldiğinde ellerini masaya dayayıp Nathan'ın üzerine doğru eğildi:

"Sen benim karımın karşısında ne hakla oturuyorsun ulan?!"

​Aşiyan hiç istifini bozmadan, soğuk bir sesle oturduğu yerden Martin'e baktı: "Sesinin tonuna dikkat et Martin.

More Chapters