Cherreads

Chapter 15 - 15.bölüm Bir Annenin Öfkesi

Alex sabah uyandığında agresif tavırlar sergileyerek okula gitmek istemediğini belirtti. Annesi ateşini kontrol etti. Elini alnına koyduğunda ateşi de yoktu. Dün okuldan geldiğinden beri davranışları farklıydı.

Aşiyan üstelemedi.

— Tamam, bugün okula gitme. Neler yapmak istersin? Bugün birlikte yapalım.

Alex'in keyfi yoktu. Hiçbir şey yapmak istemiyordu. Aklına bir önceki gün Caroline'ın söyledikleri geldi. Öfkeliydi. Babasına karşı öfkeliydi. Annesinin bu kadar zayıf olmasına öfkeliydi. Kendisi annesini koruyamadığı için öfkeliydi.

Aşiyan, oğlunda ters giden bir şeyler olduğunu fark etti. Alex tek bir kelime söylemedi.

Bir süre sonra Aşiyan sınıf öğretmenini aradı. Alex hakkında bazı şeyler sordu. Sınıf öğretmeni şöyle dedi:

— Önceki gün eşinizin asistanı bazı şeyler söylüyordu. Daha sonra Alex ağlayarak sınıfa girdi. Sanırım onun oğluyla da geçinemiyor. Farklı sınıflardalar ama yine de anlaşamıyorlar.

— Ne zamandan beri bu sınıfta?

— Okulda sanırım birkaç hafta oldu.

— Anladım.

Sonra Alex'in üzerine taktığı minik kameraya baktı. Telefonunu açtı ve Alex'in bütün gün okulda ne yaptığını gösteren görüntüleri izledi.

Caroline'ın Alex'e söyledikleri karşısında Aşiyan'ın bakışları dondu.

Deliye dönmüştü.

Aşiyan, Alex'e döndü.

— Tatlım, evde tek başına kalabilir misin?

Alex, annesinin markete veya işi olduğu için tek başına gitmek isteyeceğini düşündü.

— Elbette kalabilirim, anneciğim.

Zaten Alex de şu an yalnız kalmak istiyordu. Annesine daha üzücü, kırıcı bir şeyler söylemek istemiyordu. O kadın yüzünden yeniden hastalanmasını istemiyordu.

Ama Alex'in bilmediği bir şey vardı.

Annesinin içinde şu an bir fırtına kopuyordu.

Tıpkı bir ejderha gibi her yeri yakıp yıkmak istiyordu.

Aşiyan motoruna atladı, kaskını taktı ve son hızla Martin'in ofisine sürdü.

Şirketin otoparkına giriş yaptı. Özel asansörle başkanlık ofisine çıktı.

Ofis kapısında bekleyen sekreter kim olduğunu sordu.

Aşiyan, yıllardır başkanın eşiydi ama çalışanlar onu tanımıyordu. Herkes iş gereği Caroline'a saygı duyuyordu.

Aşiyan sekretere tepeden baktı.

— Daha başkanınızın eşini bile tanımıyorsunuz. İşleri nasıl yoluna koyuyorsunuz burada?

Tam o sırada koridorda Caroline'ın sesi duyuldu:

— Hanımefendi, neden buradasınız? Martin şu an özel bir toplantıda.

Aşiyan, Caroline'ın yanına yaklaştı.

Dikkati boynundaki kolyeye takıldı. Geçen hafta reklamını görmüştü. Çıkarttırılmaya çıkarılacaktı. Martin'in onu aldığına emindi.

Aşiyan rahat ve sakin bir tavırla Caroline'ın yanına yaklaştı.

Caroline zafer edasıyla ona tepeden bakıyordu.

Yanındaki kolyeyi daha detaylı göstererek konuşurken Aşiyan çevik bir hareketle Caroline'ın tüm saçlarını eline doladı ve onu olduğu gibi başkanlık ofisine sürükledi.

Kapıyı çarparak açtı.

Toplantı odasındaki herkesin ağzı açık kalmıştı.

Martin de dahil.

İki kadını böyle gördüğünde Aşiyan, Caroline'ı yerde sürüklüyordu. Onu masanın önüne doğru fırlattı.

— Sana, sürtüğünü, piçini oğlumdan uzak tut diye söyledim! Bundan sonra olacaklardan hiçbir şekilde ben sorumlu değilim!

Öfkeli kadın etrafına bakındı.

Dekor amaçlı duran beyzbol sopasını kaptığı gibi Martin'in masasını dağıttı. Etrafında ne varsa savurdu.

Bu toplantı bugün Martin için çok önemliydi.

Aşiyan'ın fark etmediği bir şey vardı.

Toplantı odasında iki tanıdık figür bulunuyordu.

Biri Nikki'nin dayısı Declan, diğeri Roselin'in babası Naten'di.

İki adam da Aşiyan'a şaşkınlıkla bakıyordu.

Kadın, çocuğunu savunan bir panter gibiydi.

Declan dayanamadı. Elindeki sopayı aldı, Aşiyan'ı kucağına sabitledi ve kulağına bir şeyler fısıldadı.

Aşiyan'ın gözleri açıldı.

Tek bir kelime söyleyemedi. Yerinden de kıpırdayamadı.

Sonra elindeki USB'yi ekrana verdi.

— Bunu çalıştır.

Declan hemen USB'yi adamlarına ve asistanına verdi.

Monitöre yansıtılan görüntülerde Caroline'ın Alex'i tehdit ettiği ve aşağıladığı görünüyordu.

Martin yumruklarını sıktı.

Öfkeliydi.

Ama en önemlisi, Aşiyan hâlâ Declan'ın kucağında duruyordu.

İçeriden Declan'ın asistanı bir buz paketi getirdi. Aşiyan'ın bileğine koyması için uzattı.

Sonra Declan, kadını kucağında taşıyarak ofisten çıktı ve asansöre yöneldi.

Aşiyan kendine geldi.

— Teşekkür ederim.

Tekrar otoparka indi.

Tam motoruna binecekken Naten onu durdurdu.

Bileğini incittiğini biliyordu. O şekilde motor kullanamayacağını, herhangi bir kazaya sebep olabileceğini de düşünüyordu.

— Şu an bileğin incinmiş. Motoru kullanamazsın. Seni ben bırakayım.

Sonunda Aşiyan, Naten'in de orada olduğunu fark etti.

Başını eğdi. Biraz mahcup olmuş gibiydi.

Naten'in adamlarından biri motoru aldı.

Aşiyan arabaya bindi.

Araba hareket ettiğinde ve gözden kaybolduğunda otoparkta başka biri daha vardı.

Martin.

Kızarmış gözlerle, öfkeyle aracın arkasından izliyordu.

Yumruklarını ne kadar sıktığının farkında değildi. Tırnakları avuçlarına batmış, ellerini kanatmıştı.

O öfke artık Martin'i tamamen sarmıştı.

Ve bu kez öfkesinin adı yalnızca Caroline değildi.

Aşiyan'dı.

More Chapters