Cherreads

Chapter 25 - "Derinin Altındakiler"

11.Kara hızla ağacın yanına, merdivenlerden koşarak çıkar, ışık hızında ve 12. Kara'ya dönerek:

"Sen ne zamandır üstlerini dinlemez oldun ha?" der, yoksa benim gücümden mi emin değilsin diye ekler.

11.Kara'nın en güvendiği ve en düzenli davranan kişi 12. Kara'dır ama artık değil. Gözüyle dikkatlice 12. Kara'ya bakar ve sorar:

"Ölmek mi istiyorsun? Bu emir benim değil, gerçek Karalardan geldiğini unuttun mu? Ta ki benim emrim bile olsa yerine getirmek için can atardın, ne oldu da buna dönüştün? Yoksa bir grup çocuk fikrini mi değiştirdi?"

Dedikten sonra yerde yatan Makuro, Kurogami ve Misora'ya bakar.

Aurası yavaş yavaş dağılmaya başlar, sessiz, sakince, saniye geçtikçe gitgide güçlenir ve gülüşüyle neredeyse yüzde yetmişi açığa çıkar aurasının. Gülüşü tüyler ürperten cinstendir, gerçek Kara olmaya en yakın kişiden de bu beklenirdi zaten diye orada olan diğer Karalar, yani 14. Kara, 13. Kara ve 12. Kara "Efendimiz" derler ve kendinden üstleri ile gurur duyduklarını ve sadakatlarının kesin olduğunu belirtirler.

Ta ki 12. Kara konuşana kadar.

Sessiz ortamda gerginlik ve korku baskın olmasına rağmen söz hakkı ister ve konuşması gerektiğini, o zaman gerçekleri anlatacağını söyler. 11. Kara'ya dönerek:

"Güç gösterisine gerek yok, sizin gücünüzden şüphe etseydik önce ben sizi yok ederdim efendim," der ve Karaya bağlılığını mükemmel şekilde efendisine yani Kara 11'e gösterir.

Kara 11 ise sırıtarak:

"Sen işte benim gözümde busun, seni Karaya ve bana çok bağlı olduğunu biliyorum, gücünü zekanı ben biliyorum, aileni atanı kan bile içmeden önceki halini ben biliyorum," der.

Kara 11 ne zaman "ben" dese arkadan "dan" diye ses geliyordur, sanki ritim tutuyormuşçasına. Ortam sessizleşmiştir, konuşmalar sanki fısıltı gibi ama gayet de anlaşılır şekildedir. Etrafta ne bir hayvan sesi ne de bir çıt sesi vardır.

Gerginlik gitgide artınca bir ses yankılanır Kara 11'den:

"Peki bana bağlılığın kime yöneldi de bu hareketi yaptın 12?" der.

Kara önce derin bir nefes alır ve konuşmaya başlar:

"Size bağlılığım hâlâ devam ediyor ki etmese beni konuşturmazdınız efendim, lakin sizin bile bilmediğinizi düşündüğüm bir takım şeyler gördüm veya hissettim," dediği anda 11. Kara şiddetle deliye döner ve bir anda 12. Kara'nın önüne fırlayarak bütün kalan aurasını ona yöneltir ve kafasıyla sağa yatırarak sorar. Yer çatlamış, ağaçlar bile auradan bükülüyordur, kalp sesleri derinden "dum dum" geliyor, yanlış bir söze bir krallık yok olacak, baskı ve güç ortaya konmuştur.

11.Kara sorar:

"Benim bilmediğimi sen kimsin de bileceksin?" dum dum diye ses gelir.

Sonra devam eder: "Benim bilmediğim de senin bildiğin ne var?" dum dum diye ses gittikçe yükselir.

En son kelimesi ise:

"Benim bile bilmediğim ha!" hahahahahah diye gülmeye başlar, öyle bir gülüştür ki yer yerinden oynar, hava bile titremeye başlar, yerde çatlaklar artık yarığa dönüşür, biraz daha bu baskı devam ederse yer göçük olacak ve hepsi altında kalacaktır.

Ama 12. Kara'dan şu sözler dökülür sadece:

"Siz ve ben efendim, yoksa ölümüm sizin elinizden olsun, bu bana şeref verir," dediği anda.

11.Kara 13. ve 14. Kara'ya dönerek aurası ile:

"Çocukları alın ve yok olun buradan," der.

Ama 14. Kara tam çocukları kucaklarken 12. Kara "sakin" diyerek aurasıyla 14. Kara'yı engeller. 14. Kara şaşırır çünkü iki emir gelir ama ikisi de yanlıştır, o yüzden en rütbeli kişiye bakarak ne yapması gerektiğini anlamaya çalışır, yanlış hatasında kendisinin ölümü kaçınılmaz, yeri doldurulabilecek bir rütbedir o yüzden korkudan ortamdaki gerilimden iyice tırsar ve ne yapılması gerektiğini iyice anlamaya çalışır. 11. Kara'ya bakar ve emir bekler.

11.Kara 12'ye dönerek:

"Çocukların gitmesini istemiyorsun, peki onların rütbesinden yükseklerin gitmesini istemen ne anlama geliyor 12, yoksa beni kandırmaya mı çalışıyorsun?" der.

12.Kara ise hemen konuşur:

"Efendim çocuklar kalmalı, konumuz onlar, 13. Kara ile 14. Kara'nın anlatacaklarım üzerine ölmeleri an meselesi belki de benim bile,sizin bunu göze aldığınızı görebiliyorum efendim," der 11. Kara'ya ama diğerlerinden emin değilim diye ekler.

11.Kara bir tık daha sakinleşir ve gözleriyle işaret ederek 13. Kara'yı ve 14. Kara'yı gitmelerini söyler, ikisi de bir anda yok olur giderler.

Ve 11. Kara bir anda güçleri ile yerden taştan masa ve taht yaparak "otur" diye emir verir 12. Kara'ya ve kendisi de tam karşısına oturur.

11.Kara 12. Kara'ya bakarak:

"Bugün konuştuklarımız sadece ikimiz arasında kalmayacak, bunu biliyorsun ve vebalini çekeceksin, beni veya üstümü memnun etmeyen sözler ölümünle sonuçlanır, ona göre hazırlan, konuşabilirsin," der.

12.Kara tekrardan derin bir nefes alır ve konuşmaya başlar:

"Efendim bu iki çocuğun kanını test edemeyiz," diye başlar, "ben buna canımı ortaya koyuyorum," der ve devam eder, "siz aşağıda beklerken kendilerini kaybettiler ama bunu size anlatmam sizin de canınıza mal olabilir, buna hazır mısınız?" diye tekrar sorar.

11.Kara ise gülerek hahahaha derken tak masaya vurur:

"Senin göze alıp da benim alamayacağım bir şey olduğunu mu sandın köpek, beni aşağılamayı bırak yoksa sözün bitmeden kelleni önüne koyarım," der.

Ama 12. Kara:

"Efendim yanlış anladınız yani ben yanlış anlattım," der ve "tamam hiçbir şey çıkarmadan gördüklerimi anlatıyorum," der ve derin bir nefes daha alır, izleniyor muyuz diye bakar ve konuşmaya başlar:

"2. çocuğun özellikleri sırayla şunlar, Makuro denen çocuğun ay ve kara gücü olduğunu tespit ettik, ay gücü daha kullanamıyor neredeyse ama karası karaya geldikten önceki güne kıyasla kat be kat arttı, herhangi bir kanının bir anda böyle güç çıkartması imkansız," der.

Hatta...

11.Kara:

"Hatta ne, efendimizin bile bu gücü olmadığını mı söylüyorsun seni alçak, gerçekten de seni burada öldürmeliyim," der ayağa kalkarken.

12.Kara aurasını salar:

"Oturun efendim, benim konuştuklarım ve gözlemlediklerimden şüphe duyuyorsanız önce beni öldürmenizi istemiştim hatırlatırım, o yüzden sözümü sonuna kadar dinleyin ki Lyther-sama'dan bile üstün kişiler sizi öldürmesin," dediği anda.

11.Kara:

"Ne diyorsun sen," diye çat diye bir yumruk atar, "Lyther-sama'dan üstün mü, sen kimsin de öyle birini göreceksin hatta ki görmeyi bırak hissedin de nasıl hâlâ hayattasın," der sinirle.

12.Kara ise:

"Sanırım tam hizmetkârlarını kontrol edemediğinden yoksa şu an bu konuşmayı yapıyor olmazdık, bana inan hepimiz ölürdük," der.

12.Kara'nın çok ciddi ve yalansız anlattığını sezen 11. Kara dinlemekten kendisini alıkoyamaz çünkü daha yukarıdakileri hiç görmese bile kulağına bir iki cümle gelmiştir ve kendisinden düşük birinden duymak bunları içini paramparça eder.

"Ee tamam devam et, gevezeliği bırak," der.

12.Kara devam eder:

"Şöyle düşününce kanımız ve auramız ile birbirimizden düşük kanlıları kontrol edebiliriz, nerede olursa duyabiliriz, peki bizden yüksek bizi duyanlara ne yapacağız, görmediğimiz kişilere bağlılığımız canımızı ortaya koyacak kadar yüksek bağlılıktayız, peki baş kim," der 12. Kara ve demez olaydı.

(Kısa bir bilgi)

Kara'da rütbeye kıyasla yönetici olur, 10. Kara yani Lyther-sama, 11. Kara'yı, 12. Kara'yı ve 13. Kara'yı doğrudan görmüş ve kendisini tanıtmıştır ama kendinden üstlerinin bilgisini ve kim olduğunu paylaşmaz. Kara'da işler böyledir, en güçlüyü görmek istiyorsan en güçlüler arasına gir. 10. Kara'dan itibaren her Kara isimsiz, rütbeleri an ve an değişen kimselerdir, ölümleri ciddiye alınmaz, sadece biraz güç kaybı olarak nitelendirilir ve gerçek Kara olarak bile adlandırılamazlar. Gerçek Karalar 10. Kara ve altındakilerdir, evet yanlış duymadınız, 10. Kara'dan bile üstün kişiler vardır ama hiçbir zaman ekranda gözükmeyenler de dahil Kara sistemi bu şekildedir ta ki Makuro ve Kurogami bu döngüyü kıran yeni nesiller oluncaya kadar.

Devam ediyor...

12.Kara:

"Lyther-sama'dan bile yüksek kişiler var," dediği anda arkadan bir aura yükselir, bu çok tanıdık bir auradır.

Lyther-sama yani 10. Kara gelmiştir.

Gözlerini bulanıklaştıran aura sanki üzerlerinde 50 ton baskı uyguluyor, ayakta kalmakta zorlanıyorlardır. Yer ve hava tamamen dümdüz duruyor; ne bir çatlama ne bir yamukluk vardır, çünkü 10. Kara'nın karşısında yanlış bir şey olamaz. Aurası herhangi bir nesneyi anında toza dönüştürecek kadar baskındır. Her karşılaşmada daha da güçlü şekilde artıyordur. Süper kaslı ve süper kara formu ile diğer iki Karayı resmen cezbediyor, "gerçek Kara'nın zihnen, fiziken ve aura gücü işte bu" dedirtiyordur.

12.Kara yutkunmaya başlar, sanki eceli arkasına dikilmiş, "saniyelerin kaldı, onu da boşa harcama" der gibi hisseder. 11. Kara gözlerini ondan alamaz, herhangi bir işaretini kaçırmamak adına, yanlış bir şey yapmamak adına dümdüz itaatkâr bir bakışla gözlerini bile kırpamaz. Yaptığı masa pat diye yıkılır, ikisi de yerde efendisine eğilirler.

Artık bu korku ölümün değil, ruhsal bir yok oluş korkusudur. Sanki hiç var olmamış gibi hissederler kendilerini baskı yüzünden.

Ve 10. Kara, Lyther, konuşmaya başlar.

"Demek…" sesi yankılanır her sözünde.

"Demek ki gıybet yapıyorsunuz. Siz iki kişiye hiç yakıştıramadım. En güvendiğim rütbeler sizdiniz."

Kısa bir sessizlik olur.

"Neyse… sizi öldürmek bir şey değiştirmez. Üstlerinizin bilgilerini konuşmayacağınız hakkında bilginiz olduğunu düşünüyordum. Sebebini söyleyecek olan var mı? Neden?"

Aura titrer. Bu bir soru değildir, tuzaktır.

Ama tuzağa kanmazlar.

12.Kara ve 11. Kara tek kelime etmez, sadece eğilirler.

Kara hafifçe başını sallar.

"Heh… böyle işte. Sizin zeki olduğunuzu biliyorum. Ama beni en üst görecek kadar da aptal olmadığınızı…"

Sözünü yarıda keser.

Gözlerini yavaşça çocuklara çevirir.

Makuro, Kurogami ve Misora…

Hiçbir şey söylemeden yere doğru elini uzatır. Üçünü de aynı anda kaldırır, sanki ağırlıkları yokmuş gibi. Sırtlar.

Sonra son kez konuşur:

"Bir daha derine inmeyin. Biliyorsunuz ki derinde boğulursunuz. Sizin şu an bilmeniz gereken tek şey… sizin sadece görebileceğiniz en üst varlık benim. Daha üstünü yoklayacak durumda değilsiniz."

Bir anlık sessizlik.

Sonra—

Yok olur.

Bir salise bile sürmez.

Çocuklarla birlikte ortadan kaybolur.

Ortada sadece 11. Kara ve 12. Kara kalır.

İkisi de donakalmıştır.

Yüzleri bembeyazdır. Nefesleri düzensizdir. Sanki biraz daha sürse bayılacaklardır ama kendilerini zor tutuyorlardır.

Sessizlik.

Sonra…

11.Kara konuşmaya başlar.

"Nası— nasıl…?" sesi titrer.

"Nasıl?!"

Bir anda sinirlenir.

"Ben kaç senedir bu Karadayım! Ama hiçbir zaman efendimiz bizi bu kadar ciddiye almadı! Şu üç çocuk… onlar kim de efendimiz tarafından kabul gördü?!"

Sözünü bitiremeden—

ŞAK!

12.Kara'dan tokadı yer.

Kara donakalır.

"Ne yapıyorsun sen…?"

12.Kara gözlerinin içine bakarak konuşur:

"Kendini böyle aşağılamayı bırak. sizi böyle görmek beni çok üzüyor efendim. Hikari Hanım'ı unuttun mu? O da yüksek rütbeden birinin taşıyıcısı. Ve üst rütbeler hakkında konuşmayı… burada bitir."

Bir an durur.

"Ölmediğine dua et."

Ve…

Kaybolur.

11.Kara tek başına kalır.

Ama artık aynı kişi değildir.

Gözleri karanlığa saplanır.

Derin derin nefes alır.

İçinde bir şey kırılmıştır.

"Eğer ben göremiyorsam…"

Yavaşça konuşur.

"Zorla oraya girerim."

Bir an durur.

"Kan…"

Etrafında rüzgar sesleri yükselmeye başlar. Hırıltılar duyulur. Ama aldırmaz.

Kendi kendine gülmeye başlar.

"Evet… evet… işte bu…"

"Bir tane kan içmemize gerek yok ki…"

Yavaşça kafasını kaldırır.

"Birden fazla…"

"Tek tek deneyeceğim…"

Gülüşü genişler.

"Hepsini…"

"En güçlü kanı bulana kadar…"

Gözleri delirmiştir artık.

"Ve en güçlüsü…"

Bir adım atar karanlığa.

"Ben olacağım."

Kahkaha atmaya başlar.

"Hahahahahahahahah…!"

Ses yankılanır.

Uzaklaşır.

Karanlığın içinde kaybolur.

Sadece kahkaha kalır…

Ve o da yavaş yavaş yok olur.

More Chapters