Lyther, "Yüz verdik eşeğe, alnımıza değdi taş," der ve 3 çocuğu yere bırakır, yani Makuro, Kurogami ve Misora'yı.
Sonra yerdeki çocuklara bakarak kendi kendine:
"Her zaman masumlar böyle acı çekiyor, bunun sonunu nasıl getireceğiz?" derken kendi kendine söylenir.
Kaelir, yani 9. Kara, karanlıktan çıkarak:
"Ee, eşek hoş laftan ne anlar, Lyther? Önce düşük olanlarla ilgilenmeliyiz ki büyüklere yer açılsın, önümüzde engel kalmasın," der.
Ve çocuklara bakarak:
"Bunlar mı bahsettiklerin çocuklar? Hmmm… Evet, harbiden de dediğin gibi baya ilginç. Ben bile anlayamadım ne tür bir güç aldıklarını, kimin kanını içtiklerini," diyerek çocukları inceler.
İncelemeyi bıraktıktan sonra:
"Hoş geldin, gel. Çocukları da alarak gidelim. Dravon Hacı bizi bekliyor, yani 8. Kara. Çocukları görmekte sabırsız. Konuşacak bir şeyleri varmış, uzun zamandır bu anı bekliyordum," der ve 8. Kara'nın yanına giderler.
Dravon bir tahtta oturuyor ve gözleri kapalı, bir şeyler düşünüyor ya da başka bir şey yapıyordur sanki.
Lyther ve Kaelir'in 3 çocukla beraber geldiğini, gözlerini açmadan hisseder. Önüne kadar geldiklerinde:
"Hoş geldiniz, oturun. Yeriniz hazır, sizi bekliyordum," der.
Kaelir ve Lyther sessizce çocukları uzatarak taştan yataklara yatırır ve Dravon'un yanına otururlar.
Dravon hemen önce yanındaki bardaktan su içer, boğazını temizler ve konuşmaya başlar:
"Önce hoş geldiniz dostlarım, uzun zaman oldu sizinle oturup böyle sohbet etmeyeli," der.
Kaelir ve Lyther başını sallayarak:
"Hoş bulduk dostumuz. Evet, dediğin gibi baya bir zaman geçti," derler.
"Sonra nasılsın, iyisindir inşallah? İyi gördük seni. Bir eksiğin veya sıkıntın var mı, bizimle konuşmak istediğin? Yoksa çocuklarla ilgili mi konuşmak istersin?" derler.
Dravon gülerek cevaplar:
"İstediğim bir şey yok, ikinizin de yanımda benimle sohbet etmesi bana yeter, teşekkür ederim dostlarım," der ve öksürmeye başlar. Ağzından kara sıvı akar. Dravon hasta ve artık yaşlanmıştır.
Kaelir ve Lyther hemen Dravon'u tutarak:
"İyi misiniz, ne oldu, ne getirelim?" diye telaş ederken,
Dravon:
"Gerek yok," der ve yanındaki su dolu bardaktan bir yudum daha alır, öksürmesi kesilir.
Ama Kaelir ve Lyther birbirlerine bakarak artık Dravon'un iyi olmadığını, hastalığının daha da kötüleştiğini anlarlar ama sessiz kalırlar, kötü hissettirmemek için.
Sonra Dravon ayağa kalkar:
"Ben de çocuklara bakabilir miyim bir kez?" der.
ve 10. Kara:
"Ne demek, tabii efendim. Bizden izin almanıza gerek yok, biz de yardım edelim mi?" derler.
Ama Dravon:
"Gerek yok, kendim hâlâ savaşabilecek kadar güvenebiliyorum," der.
Sonra hâlâ baygın olan çocukların yanına gider, hepsine tek tek dokunur, bakar ve geri gelir, koltuğuna oturur.
Sonra:
"Hmmm, baya iyi çocuklarmış. Kan konusunda emin değilim, sanırım yüksekler. Şu an başa bela değiller ama bu çocukları Kara'ya kaptıramayız," diye direkt konuya girer.
Kaelir ve Lyther şaşırır:
"Efendim, durun bir saniye, bizi duyabilirler!" derler ve telaşlanırlar.
Ama Dravon gülerek:
"Hahaha, sakin olun dostlarım. Beni yaşlı bir bunak olarak görüyor olabilirsiniz ama hâlâ böyle şeyleri unutacak kadar yaşlanmadım. Merak etmeyin, çoktan gücümle bizi duyamayacakları alan hazırladım bile. Siz bunu hissedemiyorsanız, hahhahaha, demek ki siz de bana yaklaştınız, yaşlanıyorsunuz," diyerek gülmeye devam eder.
Kaelir ve Lyther de gülerek:
"Harbiden de anlayamadık," derler ve bir süre gülerler.
Yatakta uyuyan Makuro biraz kıpırdanmaya başlar, sesten rahatsız olunca.
Sonra gülmeyi keserler.
Dravon konuşmaya başlar:
"Çocuk, uyandıysan ismini bize söyleyerek konuşmamıza dahil olmanı isteriz," der.
Makuro yavaşça kalkarak etrafa bakar, sonra arkadaşlarına bakarak ayağa kalkar.
Kurogami ve Misora yan yana, birbirlerine sarılarak hâlâ uyuyordur.
Makuro karaların yanına giderek:
"Ben Makuro. Siz kimsiniz, bizi neden buraya getirdiniz, ne yapacaksınız?" der.
Dravon gülerek:
"Merak etme çocuğum, burada istediğin gibi konuşabilirsin. Size zarar vermeyeceğimizi anlamış olmalısın. Gördüğün gibi arkadaşların mışıl mışıl uyuyor. Galiba annelik babalık onlar için zor olacak," der demez,
Makuro ciddileşerek:
"Sen nereden biliyorsun, kimsin? Eğer bu konu hakkında bir sıkıntın varsa seni buracıkta öldürürüm. Asla arkadaşlarıma zarar vermeyi aklından geçirme," der.
Ama Makuro'nun aldığı tepki daha komiktir.
Kaelir ve Lyther gülmeye başlar:
"Çocuk, konuştuğun kişinin kim olduğu hakkında bilgin yok galiba. Görünüşüne aldanarak ettiğin sözler boyunu aşıyor gibi," derler ve gülmeye devam ederler.
Makuro şaşırır ama ortam o kadar sakin ve zararsızdır ki şüphe duymaz, anlamsız bir bakış atar Dravon'a.
Gülmeleri kesilen Kaelir ve Lyther:
"Şu an karşında duran kişi 8. Kara, çocuk," der ve tepkisine bakarlar.
Makuro biraz tırsarak:
"Ne? 8. Kara mı? Ne… ne?" diye kekeleyerek, "Neden bizi buraya getirdin peki? Hayır, zarar vermediğini anladım ama sana ettiğim kaba sözlerden sonra bile beni niye azarlamıyorsun?" der şaşkınlıkla.
Dravon konuşmaya başlar:
"Aslında çok haklısın çocuğum ama bazı karalar, yani bazı demesem daha doğru olur, şu an gördüğün Kara üyeleri sana ve arkadaşlarına zarar vermek istemeyen, karışmak istemeyen tek kişilerdir. Dur, tanıtayım."
"Bu 10. Kara, daha önce de gördünüz zaten, Lyther."
Lyther:
"Merhaba Makuro, memnun oldum," der ve elini uzatır.
Makuro şaşkınlıkla elini sıkar:
"Ben de memnun oldum," der.
Dravon devam eder:
"Bu da 9. Kara, Kaelir. Daha önce görmediniz ama benim en yakın ikinci dostum."
Kaelir de elini uzatır:
"Memnun oldum Makuro."
Makuro yine şaşkınlıkla:
"Ben de memnun oldum," der.
Dravon:
"Ben de 8. Kara, Dravon. Seninle tanıştığıma memnun oldum Makuro," der ve elini uzatır.
Makuro yine anlam veremese de elini sıkar.
Dravon:
"Bazı şeyler konuşmak için toplandık, bizimle oturmaz mısın?" der.
Makuro oturur ve dinlemeye başlar.
Dravon devam eder:
"Çocuğum, öncelikle burada korkmana gerek yok. Biz de senin gibi krallıkta yaşayan gençlerdik. Aynı kanı içerek Kara'ya hizmet etmeye başladık ama sizin gibi bu düzeni kabul edemedik. İçten çökertmek için üçlü bir grup olduk. Zamanla bu rutbelere geldik. Nice gençler geldi geçti, hepsine yazık oldu ama artık dur demenin vakti geldi."
"Sen ve arkadaşların çok önemlisiniz. Kimin kanını içtiğinizi bilmiyoruz ama kontrolsüz olmanıza bakarak ve 12. Kara ile konuşmanızı sezerek, 5. veya daha güçlü bir Kara'nın kanını içtiğinizden şüpheliyim."
"Ve sizi Kara'ya vermek istemiyorum."
Makuro:
"Teşekkür ederim efendim ama sizi üstleriniz duyamıyor muydu?"
Dravon gülerek:
"Aferin çocuğum. Hayır, senin bir yanlışın yok. Bu benim gücüm. Hissettiğin bu huzurlu ortam benim bariyerim. Benden üst rutbelerin beni duymasını veya hissetmesini engelleyen bir güç. Aynı senin Kara ve Aya gücün gibi. Tam daha güçlerini kontrol edemesen de baya bir gelişme yapmışsın," der.
Ve devam eder:
"Sizin Kara'da kalmak istemediğinizi biliyorum ve size yardım etmek istiyorum," diyerek Makuro'ya bakar. "Peki senin cevabın nedir? Yardımımızı kabul mu edeceksin yoksa kendin ve arkadaşların ile kendi başınızın çaresine mi bakacaksınız?"
Makuro ne kadar şüphe duysa da bu 3 Kara'yı istemsizce sever ve güvenir. İçine huzur verir bu 3 Kara.
"Peki siz bize nasıl bir yardımda bulunacaksınız?" der Makuro.
Dravon devam eder:
"Hmmm, güzel soru. Ama size yardım etmemiz sonucunda sizden bir şey isteyeceğim. Bu daha mantıklı geldi mi?" der.
Makuro gülerek:
"İşte bu, şimdi anladım. Demek ki sizin de bizden bir çıkarınız var ki o yüzden düzgün konuşmalar var, aşağılamalar yok. Sanki asıl yardım etmek istediğiniz kişi bizmiş gibi davranmayı kes," der.
Kaelir ve Lyther sinirlenerek:
"Çocuk, haddini aşma!" diye araya girecekken,
Dravon onları durdurur ve Makuro'ya dönerek:
"Evet, haklısın. Tek yardım etmek istediğimiz kişi siz değilsiniz ama yardımın küçüğü büyüğü olmaz. Size yardım etmek isteyen birinin yardımı size neden iyi gelmesin? Bizim gibi yüksek rutbe Karalardan yardım almak sizin için de büyük bir başarı olmalıdır, haksız mıyım?" der.
Makuro biraz düşünerek:
"Evet, haklısın. Sizin yardımınız bizim için çok önemli olabilir ama bizden istediğiniz şey ne, o daha önemli olabilir," der.
Dravon anlatmaya başlar:
"İnsan toplumu ölüyor ama aralarında senin gibi güçlüler gerek. Sen de bir zamanlar sadece insandın, hâlâ insan arkadaşlarına yardım etmek istediğini biliyorum. Mesela ilk Kara tarafından kaçırılırken size yardım eden kral Ougaya'ya nasıl borcunu ödemek istediğini mesela," der demez,
Makuro başını eğerek sessizleşir, sinirlenerek:
"Kralı sizin gibi Karalar öldürdü… Ama buna rağmen bizim suçumuz olduğunu kabul etmemek ahmaklıktır. Çünkü bizi ve krallığını korumak için ölen bir kahramandı," der.
Dravona:
"Peki ben kralın borcunu nasıl ödeyebilirim?" der Makuro.
Sonra Dravon devam eder:
"Kralın borcunu ödemek istiyorsan, kralın ne için öldüğünü düşün ve o inancını devam ettir. Kralın son sözlerini de sana aktarayım istersen: 'Adalet… Adaleti sağlamak için benim gibi nice savaşçılar ve güçler doğacak.' idi."
"Senin kralının inancına nasıl baktığın önemli. Sen ne yapmak istiyorsun? Kara'dan kaçınca kaçma planları yapıyordunuz ama bir şeyi unuttunuz: sizi dinleyen ve gören Karalar var."
"Sana bunu veriyorum Makuro: kralın öğüdünü ve Karaların sizi duyamayacağı, kaçış planı yapabileceğiniz bir mekânı. Kendi gücümle bu çok mümkün."
"Peki siz bana neyi verebilirsiniz?"
Makuro şaşırır. Çünkü tam da istediği şeyleri, asıl amacını başka biri açık açık söylemiştir.
Makuro iyice hırslanır:
"Tamam Dravon efendim, sizin isteğinizi yerine getireceğim. Bana güvenin. Peki isteğiniz nedir?" der.
Dravon'dan şu sözler dökülür:
"Hikari… Gelecek zamanda rolü çok büyük. Kara'yı durdurabilecek bir şeyler seziyorum onda ama çok net değil."
"O kızı tanıyorsun. Onun da Kara'dan kaçmasında bana yardım edeceksiniz. Bu, arkadaşlarının canını ortaya koymak olsa dahi."
"Ama dediğim gibi çok net değil. Sizin üçünüzün de önemli bir geleceği var, görebiliyorum. Evet, sizin de ölmeniz gerekmez."
"Ne yapacaksın? Hikari'yi korumak için arkadaşlarını satacak mısın… yoksa arkadaşlarını koruyup geleceği mi satacaksın?"
"Karar senin."
