Sonraki günlerde bir şey değişti.
Ama bunu ilk fark eden kişi Suko olmadı.
Toge oldu.
Çünkü artık farkında olmadan sürekli onu izliyordu.
Derste.
Koridorda.
Bahçede.
Hatta eve dönerken bile.
Suko'nun yaptığı her şeyi gözlemliyordu.
Ama gözlemledikçe daha da kafası karışıyordu.
Çünkü hiçbir şey mantıklı değildi.
Suko bazen saatlerce sessiz kalıyordu.
Sonra bir anda hiç kimsenin düşünemeyeceği bir şeyi söyleyebiliyordu.
Bazen dünyanın en sıradan öğrencisi gibi görünüyordu.
Bazen de...
Sanki bütün dünyanın dışında duruyormuş gibi.
Bir gün öğle arasında Toge uzaktan onu izliyordu.
Suko okul bahçesindeki ağacın altında oturmuştu.
Elinde telefon vardı.
Ama ekranına bile bakmıyordu.
Sadece oturuyordu.
Rüzgâr saçlarını hafifçe hareket ettiriyordu.
Başka hiçbir şey yoktu.
"Neden?"
Toge yine aynı soruyu düşündü.
"Bu kadar güce sahip biri neden böyle yaşıyor?"
"Neden hiçbir şey istemiyor?"
"Neden mutlu görünmüyor?"
Sorular cevap bulmadıkça çoğalıyordu.
Ve cevaplar çoğalmadıkça...
Takıntı büyüyordu.
O gece Toge araştırma yapmaya başladı.
Eski kayıtlar.
Eski haberler.
Eski olaylar.
Suko'nun geçmişine dair bulabildiği her şeyi toplamaya çalıştı.
Ama garip bir şey vardı.
Bazı bilgiler eksikti.
Bazıları ise sanki hiç var olmamıştı.
Toge bilgisayar ekranına baktı.
Kaşları çatılmıştı.
"Bu normal değil..."
diye mırıldandı.
Bir insanın geçmişi bu kadar boş olamazdı.
Sanki birisi bazı parçaları silmişti.
Ya da...
Hiç yazılmamışlardı.
Sonraki günlerde derslere bile eskisi kadar odaklanamadı.
Arkadaşları konuşurken duymuyordu.
Öğretmen soru sorunca geç cevap veriyordu.
Aklında sürekli aynı kişi vardı.
Suko.
Bir gün eve dönerlerken sonunda sordu.
"Suko."
"Hm?"
"Sence insan neden güç ister?"
Suko biraz düşündü.
Sonra omuz silkti.
"Kaybetmemek için."
Toge sustu.
"Sence herkes öyle mi?"
"Çoğu."
"Ya sen?"
Suko birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra uzaklara baktı.
"Ben güç istemedim."
Toge durdu.
"Nasıl yani?"
"Hiç istemedim."
"Yalan."
Suko ona baktı.
İlk defa.
Gerçekten baktı.
"İnanmak zorunda değilsin."
Ve yürümeye devam etti.
O gece Toge uzun süre uyuyamadı.
Tavana baktı.
Sonra gözlerini kapattı.
Sonra tekrar açtı.
Bir düşünce sürekli aklına geri dönüyordu.
"Ya gerçekten istemediyse?"
"Ya bütün bunlar ona verilmişse?"
"Peki kim verdi?"
"Neden verdi?"
Sorular artık meraktan çıkmaya başlamıştı.
Toge bunu fark etmese de...
Suko'nun kim olduğunu öğrenmek istemiyordu artık.
Onu çözmek istiyordu.
Parçalarına ayırmak.
Anlamak.
Açıklamak.
Kanıtlamak.
Çünkü içinde yavaş yavaş büyüyen bir his vardı.
Rahatsız edici bir his.
Eğer Suko açıklanamazsa...
Belki de dünyanın geri kalanı yanlıştı.
Ve Toge bunu kabul etmek istemiyordu.
Pencerenin dışındaki gece sessizdi.
Ama Toge'nin zihni değildi.
Sorular büyüyordu.
Takıntı büyüyordu.
Ve ilk kez...
Suko'nun sadece bir arkadaş olmadığını düşünmeye başlamıştı.
Belki de çözülmesi gereken bir bilmeceydi.
Belki de bir hata.
Belki de...
Bir gün karşısına çıkacak en büyük engel.
Toge bunu henüz bilmiyordu.
Ama hikâyesi çoktan değişmeye başlamıştı.
