Aradan birkaç gün geçmişti.
Toge'nin takıntısı artık gizlenemeyecek kadar büyümüştü.
Eskiden sadece merak ediyordu.
Şimdi ise öğrenmek zorundaymış gibi hissediyordu.
Okulun çatısında oturuyorlardı.
Rüzgâr hafif esiyordu.
Şehir aşağıda sessiz görünüyordu.
Toge sonunda konuştu.
"Suko."
"Hm?"
"Bir şey soracağım."
"Sor."
Toge birkaç saniye sustu.
Sonra doğrudan sordu.
"Biz gerçekten gerçek miyiz?"
Suko'nun yüzü değişmedi.
Ama cevap vermeden önce kısa süre gökyüzüne baktı.
Sonra gözlüğünü düzeltti.
"Gerçeklik..." dedi.
"İnsanların düşündüğünden daha garip bir şey."
Toge bekledi.
"Bazı dünyalar başka dünyaları hikâye olarak görür."
"Nasıl yani?"
"Birisi bir kitabı okur."
"Evet?"
"Kitaptaki insanlar kendi dünyalarının gerçek olduğunu düşünür."
Toge anlamaya başlamıştı.
"Ama okuyucu için onlar sadece karakterdir."
"Evet."
"Ama sonra..."
Suko durdu.
"...okuyucuyu okuyan başka biri olabilir."
Sessizlik çöktü.
"Yani sonsuza kadar mı gidiyor?"
Suko omuz silkti.
"Belki."
Toge'nin gözleri daraldı.
"Sen bunları nereden biliyorsun?"
Suko hafifçe gülümsedi.
"Nereden bilmediğimi sorman daha kısa sürer."
Bu cevap Toge'yi tatmin etmedi.
Aksine daha fazla düşündürdü.
Çünkü Suko konuşurken sanki teoriler anlatmıyordu.
Hatıralardan bahsediyordu.
"Sence..." dedi Toge.
"Bir hikâyedeki biri başka bir gerçekliğe geçebilir mi?"
Suko kısa süre sustu.
Sonra cevap verdi.
"Geçebilir."
Toge hemen devam etti.
"O zaman bu onu üstün yapar mı?"
"Hayır."
Cevap o kadar hızlı gelmişti ki Toge şaşırdı.
"Neden?"
"Çünkü yer değiştirmek üstünlük değildir."
Suko ayağa kalktı.
Çatının kenarına yürüdü.
"Bir odadan diğerine geçmek seni evin sahibi yapmaz."
Toge sessiz kaldı.
"Bir hikâyeden çıkmak..."
dedi Suko.
"...gerçekliğin üstüne çıktığın anlamına gelmez."
"Öyleyse ne gerekir?"
Suko gözlerini ufka çevirdi.
"Altındaki dünyayı tamamen kurgu olarak görmek."
Toge dikkatle dinliyordu.
"Sadece görmek de yetmez."
"Ne gerekir?"
"Onun bütün kurallarını istediğin gibi değiştirebilmek."
Rüzgâr yeniden esti.
"Bir kitabın içindeki karakterleri değil..."
dedi Suko.
"...kitabın yazıldığı dili bile değiştirebilmek."
Toge'nin kalbi hızlandı.
"Bu mümkün mü?"
Suko cevap vermedi.
Uzun süre sessizlik oldu.
Sonunda Toge tekrar konuştu.
"Sen böyle bir şey yapabilir misin?"
Bu kez cevap hemen gelmedi.
Suko birkaç saniye boyunca uzaklara baktı.
Sonra sakin bir sesle konuştu.
"Bazı soruların cevabını öğrenmek istemezsin."
Ve yürümeye başladı.
Toge yerinde kaldı.
Çünkü ilk kez...
Suko'nun bazı şeyleri bilerek sakladığını hissetmişti.
Ve bu his artık meraktan daha güçlüydü.
Takıntı.
O gece Toge not defterini açtı.
İlk sayfaya tek cümle yazdı.
"Suko hakkında bilmediğim şeyler bildiklerimden daha fazla."
Sonra ikinci satıra başka bir cümle ekledi.
"Ve bunun bir nedeni var."
Kalemi bıraktı.
Ama gözleri yazının üzerinde kaldı.
Çünkü artık cevap aramıyordu.
Bir desen arıyordu.
Bir açıklama.
Bir kusur.
Bir boşluk.
Ve farkında olmadan...
Kendi yolculuğu başlamıştı.
Henüz gücü değişmemişti.
Henüz dünyayı sarsan biri değildi.
Ama zihni değişiyordu.
Ve bazen...
En tehlikeli dönüşümler güçte değil,
bir sorunun cevabını bulmaya takıntılı hale gelen bir zihinde başlardı.
