Suko koltukta gözlerini açtığında oda kararmıştı.
Televizyon hâlâ açıktı. Ekrandan gelen ışık duvara vuruyor, odanın içinde titreşen soluk bir aydınlık oluşturuyordu. Konuşmalar değişmişti. Başka insanlar, başka sesler… ama anlam yine yoktu.
Suko doğrulmadı.
Sadece baktı.
Ekrana değil.
Ekranın varlığına.
Bir süre sonra kumandayı aradı. Eli koltuğun kenarında gezindi, buldu. Televizyonu kapattı.
O an oda tamamen sessizleşti.
Bu sessizlik… gündüzkünden farklıydı.
Daha ağırdı.
Ama yine de bir "durum" değildi.
Suko yavaşça oturdu.
Gözleri karanlığa alıştı. Pencerenin dışından gelen sokak lambası ışığı odaya ince bir çizgi gibi giriyordu.
Ayağa kalktı.
Adımları yavaştı.
Koridora çıktı.
Ev hâlâ sakindi.
Mutfaktan hafif bir tabak sesi geldi. Annesi geri dönmüştü.
Suko kapının kenarında durdu.
İçeri girmedi.
Sadece baktı.
Annesi onu fark etti.
"Uyandın mı?" dedi.
Suko cevap vermedi.
Bir süre öylece durdu.
Sonra içeri girdi.
Masaya oturdu.
Önüne bir tabak kondu.
Yemek sıcaktı.
Buhar çıkıyordu.
Suko baktı.
Yemekti işte.
Ne iyi.
Ne kötü.
Kaşığı aldı.
Yavaşça yemeye başladı.
Tat vardı.
Ama o tat… bir anlam taşımıyordu.
Sadece… algılanıyordu.
Annesi bir şeyler söyledi.
Gününden bahsetti.
Komşudan, marketten, sıradan şeylerden…
Suko dinledi.
Ama cevap vermedi.
Çünkü cevap vermek… bir devam gerektirirdi.
Ve devam… zorunlu değildi.
Yemek bitti.
Tabağı itti.
Ayağa kalktı.
"Doydun mu?" diye sordu annesi.
Suko kısa bir duraksadı.
"Evet," dedi.
Bu kelime… yeterliydi.
Odasına döndü.
Kapıyı kapattı.
Işığı açmadı.
Karanlıkta yatağa oturdu.
Telefonu eline aldı.
Ekranı açtı.
Bu sefer kaydırmadı.
Sadece… ekrana baktı.
Kendi yansıması belirsiz şekilde camda görünüyordu.
Ama o yansıma bile net değildi.
Suko başını duvara yasladı.
Gözlerini kapattı.
Düşünmedi.
Hayal kurmadı.
Plan yapmadı.
Çünkü bunların hepsi… bir "ilerleme" isterdi.
Ve ilerlemek…
Onun için gerekli değildi.
Dışarıda bir motor sesi geçti.
Sonra uzaklaştı.
Bir köpek havladı.
Bir pencere kapandı.
Gece kendi halinde oluşuyordu.
Suko uzandı.
Yorganı üstüne çekti.
Gözleri kapalıydı.
Ama bu sefer…
Bu kapanış, gündüzkünden farklıydı.
Daha derindi.
Daha sessizdi.
Ve bu sessizliğin içinde…
Hiçbir şey eksik değildi.
Sadece…
Her şeyin devam etmesine izin verilmişti.
