Otobüs, dağların eteğindeki bir tesise vardığında, güneş neredeyse batmıştı.
Herkes indi, gerindi, çantalarını aldı.
"Burası güzelmiş," dedi Kaito, etrafına bakarak.
Ahşap binalar, ormanla çevrili bir alanda sıralanmıştı.
---
Odalar dörder kişilikti.
Akira, Kaito ve iki başka sınıf arkadaşıyla aynı odaya düştü.
Reon, yan odadaydı.
Yui, kızların koğuşuna gitti.
---
Akşam yemeği, büyük bir salonda verildi.
Herkes bir arada oturdu.
Öğretmen, yarınki programı anlattı.
"Sabah doğa yürüyüşü, öğleden sonra serbest zaman."
Kaito sevinçle yumruğunu havaya kaldırdı.
---
Yemekten sonra, dışarıda, ateş yakıldı.
Bazı öğrenciler etrafına toplandı.
Akira, Yui ve Kaito, kenarda bir kütüğe oturdu.
Reon, biraz uzakta, ellerini ceplerine sokmuş duruyordu.
---
"Gelsene," dedi Akira, ona seslenerek.
Reon bir süre tereddüt etti.
Sonra yanlarına geldi, ama oturmadı.
Ayakta kaldı, ateşe bakarak.
---
"Bir şey mi var?" diye sordu Yui, alçak sesle.
Reon başını salladı.
"Yok."
Ama sesi, her zamankinden daha az emindi.
Kimse ısrar etmedi.
---
Gece yarısına doğru, herkes odalarına döndü.
Akira, yatağına uzandığında, tavana baktı.
Ormanın sesleri, pencereden içeri sızıyordu.
Garip bir şekilde rahatlatıcıydı.
---
Uykuya dalmadan önce, son bir düşünce geçti aklından.
Reon'un yüzündeki o ifade.
Neyi görmüştü, neyi hissetmişti, bilmiyordu.
Ama bir şey vardı.
Gözlerini kapattı.
Yorgunluk, sorularından daha ağır bastı.
---
