Yer : ???
Her yerden gürültü geliyordu süzülmeyen araçların yerde ilerlemesinin sesleri, tonlarca insanın adımların sesi, konuşma, gülüşme sesleri ses kirliliği oluşturuyordu, bazı binalar eski ya da yeniydi, trafik ışıkları yeşil, turuncu ve kırmızı oluyordu belli süre içerisinde, bazı insanlar geri yönde yürüken bazıları ileri yönde ilerliyordu ve arabalarda aynısını yapıyordu ama geri gidenlerin yolu farklı ileri olanlarında farklıydı, kaldırımda insanlar ilerlerken bir tane yaşlı insan o tonlarca yürüyen insanların ortasında hareketsiz duruyordu resmen heykel gibiydi, en garip yanı şu ki adamın yüzünün yarısı siyahlıkla kaplıydı yani burunun yarısı siyahlıkla kaplıydı yani oradan başlıyordu siyahlık yüzünün alt kısmı filan gözüküyordu neyse adamın buruşukları çok belliydi yani yaşlı olduğu baya anlaşılıyordu, tamamen mavi takım elbise giymiş bir de kırmızı bir kıravattı vardı, sol elinde üç kameralı telefonu vardı, ayakkabısı siyah, eski tarzdı ve sağ elinde de kaliteli bir saat vardı. Ağızı hafiften açıktı ama ağızı öyle açıktı ki resmen ruhu alınmış gibi gözüküyordu neyse yaşlı adam bir anda hareket etmeye başlar, yaşlı adam kafasını normal hizada bakmaya başlar, ağızıda kapanır, yaşlı adam bir anda şaşkınlıkla etrafına bakınır resmen her şeyi ilk kez görüyormuş gibi bir bakınma şekliydi neyse etrafına hızlıca bakındıktan sonra ellerine bakmaya başlar, bir elinde telefon diğer eli boş ama kaliteli bir saat vardır ama şaşkındı ve konuşur
Yaşlı adam : Ne oluyor? Ben neredeyim? Ben kimim? Elimdeki cihazda ne? Ve en önemlisi...
Cümleyi tamamlamadan önce yukarıya baktı ve...
Yaşlı adam : ...Neden yaşlıyım!?
Sesi baya gürültülü çıkar resmen duyuru yapar gibi bir bağırıştı ama sesi bu tonlarca insanın duyması için fazla gürültülüydü etraf yani silah sıksalar anca duyarlardı işte o kadar gürültülüydü neyse yaşlı adam bağırdıktan sonra tekrar etrafına bakınmaya başladı ve etrafına bakındıktan sonra hala bakmaya devam etti ama içinden düşünmeye başladı
Yaşlı adam (Aklında) : Neler oluyor burada, neden araçlar yerde ilerliyor... Normalde yukarda süzülülerek gitmesi gerekmez mi?
Yaşlı adam resmen gelecekten gelmiş gibi konuşuyordu ama neden böyle konuşuyor kafayı mı sıyırdı? Yaşlı adam tekrar ellerine bakmaya başlar ve şunu der :
Yaşlı adam (Aklında) : Galiba Hana'ya o kadar kötü yenildim ki beni geçmişe yolladı... Umarım Bob iyidir...
Evet, bu yaşlı adamın içindeki yani şuan ki yaşlı adam Jack'in kendisidir. Yani nasıl oldu da geçmişe gitmişti ama nasıl? Jack resmen endişeliyken bu yaşlı bedenin yüzüne yani kendisine bir tane tokadı geçirdi ve şunu dedi :
Jack (Aklında) : Şu anda endişelenmek faydasız bir anda önce neden bu bedende olduğumu öğrenmem lazım yani Arthur'u bulmam lazım.
Jack tamda nedeni öğrenmek için ilerleyecekti ama bir anda bacakları yere yapışmış gibiydi, Jack bütün gücüyle hareket ettirmeye çabalıyordu resmen yay gibi hareket ediyordu yani bir yay bir yere yapıştırılırsa her yönde sallanır ama yapıştığı yerden çıkamazdı işte Jack öyle gözüküyordu ve sonunda o hareket etme çabasını vazgeçer ve düşünmeye devam eder.
Jack (Aklında) : Kahretsin! resmen oyundaki karaktere döndüm. Ne yaparsan yap asla diyaloglardan kurtulamazsın yani o diyalog bitteseye kadar hareket edemezsin...
Jack kafasını kaşımaya başlar ve gözleri gözükmesede kapattığı anlaşılıyordu
Jack (Aklında) : Şimdi neden burada olduğumu öğrenmem lazım ama nasıl?
Jack öyle düşünürken bir anda tonlarca insanın çığlıkları çok büyük ses kirliliğine neden olmaya başladı o da yetmezmiş gibi bir sürü arabanın çarpışma sesleri resmen son noktayı atması gerekirdi ama hayır, binalar yanıyor, bazı camların kırılma sesleri geliyordu ya insanlar bir şeyi çalmak adına kırıyordu ya da insanlar hızlıca kaçmak adına camı kırıp aşağıya atlıyordu ama yere temas ettikleri anda ölümcül şekilde darbe alıp hayattını kabediyordu etraf resmen korkunç bir yere döndü sadece Jack'in göz kapatmasıyla sakinliği kaosa döndü. Jack gözükmeyen gözünü açar açmaz korku içerisinde etrafa bakınır resmen cehennemdeymiş gibi düşünür ama değil ve konuşmaya başlar resmen sesinde korkuyla kaplanmış gibiydi
Jack : Ne...Ne...Neler oluyor! Az önceki sakinlik çok hızlı şekilde nereye gitti.
Jack resmen kafası karışmış, insanlar kaçınırken Jack'in bedeni yani yaşlı adamın bedeni hareket etmiyordu, Jack'i geçerek korkuyla kaçan insanlar resmen hayatları için kaçarken Jack hareketsiz şekilde bu kaosu izlemek zorunda kalıyordu
Jack : Neler olduğunu bir anda önce çözmem lazım! Ama bu lanet olası bacaklar hareket etmiyor! Hemen hareket et!
Jack orada hareket etme çabasıyla boğuşurken, etraf çabucak ölüm sessizliğine boğuldu, insanlar hareket etmeyi kesti, insanların hepsi hareket etmeyi keser kesmez Jack'in dönük olduğu tarafa ama tepeye bakmaya başladılar herkesin gözünden gözünden göz yaşı bile çıkamayacak kadar korkuyla kaplanmıştı yüzü... Hayır... bütün bedenleri yani gördükleri resmen gözlerinin önünde öyle korkunç bir figür duruyormuş gibiydi sanki... Sanki... Bir Tanrı bu bütün insanların tepensinde duruyormuş gibiydi işte o anda Jack bu farklılığı fark eder korku içerisinde yavaş yavaş tepeye bakar... Yavaş, yavaş kafası yukarıya doğru kafası oraya bakmaya başlıyordu, en sonunda Jack o korkunç figürü görür ama yüzü karanlıktan dolayı gözükmüyor ama elması kırmızısı gözleri parlıyordu, üstünde dipsiz bir karanlıktan çıkma bir renkte kimono giyiyordu ama en garbiyse kimonosunun kolu giyinik ama başka kolarda vardı o figürün bedeninde birisi dua edermiş gibi gözüken iki kol o figürün arkasında ama sırtına bağılı diğeri kimononun kolluklarını giymişti ve son diğer kolu karnına deyecek şekilde aynı şekilde dua edermiş gibi duran o iki kol, anlaşıldığı kadarıyla bu figürün tam tamına altı kolu vardı yani ucube gibi duruyordu ama öyle bir figür öyle gözüküyordu ki resmen melekleri korkudan kalp krizi geçirtecek kadar bir korkunç gözüküyordu, yüzündeki zefiri karanlık ayrı bir korkunç bir hava veriyordu, Jack o figürü gördükten sonra dehşet bir korkuyla kaplandı ve şunu demeye başladı :
Jack (Aklında) : Kalbim öyle hızla atıyor ki resmen kalbim bu hızla patlayacak gibi... Bu kadar korkunç bir varlık nasıl var olabilir ki... Üstüne üslük şimdi fark ettim, hava tamamen kan kırmızısı bir renge börünmüş.
Jack'in dediği gibi bu figür o güçlü birisi ki gökyüzü tamamen kan kırmızısı bir renge bürünmüştü yani bu figür tamamen korkunç bir Tanrı gibiydi, bu figür bu altı kolun ortasındaki bir kolu yani sağ elini yavaş yavaş şehre doğrultumaya başladı, figürün hareketini bütün insanlar ve Jack korkuyla izlemeye başladı, figür sonunda elini tamamen şehri doğrultu, figürün ağızı yavaş yavaş bir cümle söyledi ve o cümleyi tamaladığı anda Jack ilk iki kelimeyi yakaladı ve şunu söyledi :
Jack (Aklında) : Süper Teknik mi?
Jack onu dedikten sonra Jack'in karın kısmı yani karından ayağına kadarı tamamen yok oldu resmen hiç var olamamış gibi yok oldu ama bütün insanların hepsi daha korkunç şekilde yok oldu bazıların ağızından ayağına kadar bazıları bütün bedeni diğerleri daha acılı şekilde yok olup o kalan kısmıda yok oluyordu, Jack yere düştükten sonra yani kanlar içerisindeyken bütün şehrin yok oluşunu görebiliyordu, binaların her yeri yarısı yok olduğu anda kalan kısmıda yok oluyor ya da o binalar direk yok oluyordu bütün insanların yok oluşunun sesi yani acılı çığlıkları duyulurken hemen yok oluyorlardı resmen çığlıkları yarısına gelemeden yok oluyordu ama insanlar daha hareket edemeden yok oluyorlardı, binaların çökme sesi gelirken hemen o çöken bina havada yok oluyordu bütün sesler yarıda kesiliyordu, Jack bu olanların hepsini izlerken acı içinde yattığı zemini yok oldu, Jack bedenin yarısıyla aşağıya doğru düşüyordu bu oluşan kaos resmen cehennemin içindeymiş gibiydi, Jack aşağıya düşerken bazı şeylerin düşmesini ya da düşmeye başladığı ama tam tamda düşecekten yok olmasını izliyordu, Jack aşağıya acı çekerek düşerken o gözükmeyen o iki gözünüde kapattır, ve açtığındaysa acılar daha beter vurmaya başlar çünkü zemine çarpmasının acısı, sağ kolundaysa devasa bir metalin sağ elini parçalanmasının acısı, bütün vücudu kanlar içerisinde kafasındanda kanlar geliyordu ve Jack bu durum düşünüyordu :
Jack (Aklında) : Çok kötü acıyor, bu Hana'nın bana yaptığından daha beter bir acı! Lütfen... Birisi... Yardım etsin...
Jack bunları derken bir anda birinin yürüme sesleri duyuluyordu ama Jack dönemeyecek kadar acı içerisindeydi, adım sesleri git gide yükseliyor ve o kişi daha da yaklaşıyordu, Jack dibine kadar gelir ama Jack'in gözleri göremeyecek kadar kararmıştı, bu kişi bu bütün şehri yok etmiş kişiydi o figür eğilerek şunu der :
Figür : Baya etkilendim, bu kadar yaşlı birisinin benim saldırımdan hayatta kalabilmesi beni etkiledi. Eğer biraz olsada konuşacak gücün varsa bana ismini söyler misin?
Bu figür bu derin bir sesi vardı resmen bu sesi duysan karanlıkta korkarsın, Jack konuşamayacak kadar güçsüz duruma gelmişti ama içinden şunu der :
Jack (Aklında) : Senin gibi birisine ismimi versem direk cehenneme inerim seni lanet olası pislik!
Jack konuşacak kadar gücü olsa bu cümleyi direk o figüre söylerdi ama bir gram bile konuşacak gücü yoktu ama garip şekilde bu beden kendi kendine hareket ederek yani ağızını harekettirerek şunu der :
Jack : Be...nim...Adım...William...
Jack direk içinden şunu der :
Jack (Aklında) : Beden kendi kendine konuşmaya başladı! Neler oluyor!
Jack içinden baya şaşkınken, o figür sırıtmaya başlar, altı kolunun ortasındaki kol yani sol elinin işaret parmağıyla sağ elinin orta kısmını keser ve bu bedene kanını içirmeye başlar ve şunu der :
Figür : Bundan sonra senin adın Lucifer Deadman, benim ikinci en güçlü yoldaşım olacaksın.
Jack tamamen gözleri kapanır, karanlığın içerisine düşer o karanlığın içerisinde hızla düşerken altında resmen su varmış gibi çarparak içine dalar ama garip şekilde kendi bilinç altına geri döner ve kendince şunu der :
Jack : Yoksa ben... Gardiyanların var olmadığı zamana ait anıları mı deneyimledim?
Jack'in dediği gibi Jack 1100 ya da 1000 yıl öncesine gitti ve korkunç bir varlığın bu dünyayı yok etme çabasını izledi üstünede deneyimledi o da yetmezmiş gibi Jack kontrol ettiği yaşlı adamın bedeni aslında Lucifer'ın gerçek doğuşunu anlatıyor yani bu Luicfer'ın yarı insan yarı şeytan olduğunu açıklıyor bir de bu yaşanan korkunç olaylar resmen cehennemden çıkmaydı, Jack bu korkunç deneyimden sonra kendi bilincine geri döndü. Jack kendi bilinç altına geri döner dönmez Liberty karanlıktan belirmeye başlar, resmen bütün karanlık parça parça çıkarak Liberty'i oluşturuyordu ve Jack'in beş metre uzağında tamamen oluşarak şunu der :
Liberty : Senin gibi bir zavallı nasıl oldu da benim taşıyıcım oldu neyse benim daha fazla eğlenmeme neden oluyor o yüzden şikayetçi olamam.
Jack kendi kendine düşünüyor gibiydi ama hayır o kadar korkunç olaya deneyimlediği için düşünemez oldu resmen korkusunu yenmeye çalışıyordu, Liberty kafasını hafif şekilde "Bunun sıkıntısı ne?" Gibi kafasını hafif sola eğdi, derin bir iç çeker ve şunu der :
Liberty : Hana seni o kadar kötü mü yendi? Yani senin yerinde olsam ama asla olmayacak, benim için sadece bir çizik yani o kadar kırılmana gerek yok beceriksiz velet.
Jack derin derin korkusunu yenmeye çabalıyordu ve sonunda içinden konuşmaya başladı ama sıkıntı vardı Liberty onun akıldan konuşmasını dinleyebiliyordu ama Jack bunu bilmediği için konuşmaya başladı
Jack ( Aklında) : Eğer gardiyanların çıkmadığı zamana geri döndüysem... Ve o figür bütün o insanlara ve bana korku salmayı başardıysa... Demek oluyor ki ben az önce geçmişte ki Liberty'i gördüm!
Jack bir sürü şey deneyimlediği şey hakkında konuşurken, Liberty hafiften yumruğunu sıkmaya başladı galiba onun anılarını gördüğü için mi sinirli? Yoksa daha farklı bir neden mi?
Liberty (Aklında) : Lanet olsun! Onunla anlaşma yaptığımız zaman o açık şekilde onun düşüncelerini okuyabiliyordum ama şimdi hiçbir düşüncesini duyamıyorum! Neler oluyor burada!
Liberty, Jack düşüncelerini bir gram olsada duyamıyordu ama neden? Ne zaman oldu da Liberty, Jack'in düşüncesini okuyamaz oldu? Liberty, yumruğunu sıkmayı keser, Jack'in yanına doğru hareket etmeye başlar, Jack derin derin düşünürken Liberty daha da yaklaşıyordu, Liberty yavaş yavaş yürüyerek suyun üstünde yürürmüş gibi sesler geliyordu her Liberty yere bastığında neyse Liberty bir metre uzak olacak şekilde Jack'in önüne geçti ve Jack'e seslenir
Liberty : Hey! Lanet olası velet! Beni dinle!
Jack hemen durur, Jack yavaşça Liberty'e döner, Jack tamamen Liberty'e kulaklarını açmış şekilde dinlemeye hazırdı, Liberty ise sırıtarak şunu der :
Liberty : Eğer Arthur'la eğitim dövüşü yaparsan hemen kontrolü bana devret.
Jack garip bakışıyla yani hiç güvenmez bakışı atarak Liberty'e bakar, Liberty'i hafiften sinirlenmiş şekilde şunu der :
Liberty : Öldürme niyetiyle demiyorum, Arthur'la dövüşmek için bana fırsat lazım. Dehşet eğlenceli. O yüzden kontrolü devredeceksin onunla eğitim dövüşü yapacağın zaman.
Jack hiç emin olmaz şekilde bakmayı bırakır, Liberty'e ciddi şekilde bakmaya başlar
Jack : İkinci anlaşma yapalım, eğer Arthur'la eğitim dövüşü yapmak istiyorsan asla ama asla Arthur dışında ki kimseye saldıramazsın yanlışlıkla bile olacak olsada saldıramazsın, anlaştık?
Jack o cümleyi tamladıktan sonra elini uzatır, Liberty düşüncelere dalar, Liberty hafif süreden sonra sırıtarak hızlıca elini sıkar
Liberty : Anlaştık seni çıkarcı pislik.
Jack el sıkışmasından sonra Liberty'in elini burakır, Jack durduğu yerde durur ama Liberty direk en çok oturduğu yere doğru hareket eder ancak Jack bir anda hareket etmeye başlar ve Liberty'i takip etmeye başlar, belli süre boyunca Liberty'i takip ettikten sonra Liberty bu durumun nedeni öğrenmek adına şunu der :
Liberty : Ne istiyorsun, aptal velet?
Jack, Liberty'i takip ederken durur, Liberty ise en çok oturduğu yer yani bütün parçalanmış, siyaha boyanmış eşyaların yani anı parçaların dağının en üst kısmına doğru çıkmaya başlar, Jack ise şunu söyler :
Jack : Tam olarak nasıl yenildin?
Liberty hafiften duraksar ama tekrar çıkmaya başlar ama Jack inançı şekilde tekrar sorar
Jack : Cevap ver lütfen, nasıl yenildin?
Liberty çıkmaya devam ederken şunu der :
Liberty : Öğrendiğini söylesene, bende duydum ama genede söyle.
Jack hemen cevaplar :
Jack : İlk gardiyan ve yoldaşları tarafından yenildiğin söylenir ama bazıları senin bilerek yenildiğine inanıyor bazılarıysa fazla güçlü oldukları için yenildiğin söyleniyor.
Liberty hafiften sırıtır, Liberty sonunda tepeye varır, oraya direk oturarak, Jack'e tepeden bakarak cevap verir :
Liberty : Sana söyle söyleyim bilerek kaybettim ama ilk gardiyan ve ekibi beni yenmedi sadece ilk gardiyan benimle kapıştı, bilerek kaybetmiş olsamda o şerefsiz baya güçlüydü şöyle söyleyeyim eğer Arthur dışında ki kişileri kıyaslasaydım yani şuana kadar gördüklerim kişilere göre yani hiçbiri o kişiye denk değil kendisi ilk gardiyan, ilk Tanrı ve ilk benimle kafa kafaya kapışmış kişiydi
Jack bir anda donakalır baya şaşırmıştı ama en çok şaşırdığı detay "İlk Tanrı" detayıydı, yani nasıl olurda Tanrı bu dünyaya ayak basabilmişti işte Jack'te onu sordu.
Jack : Bir dakika ilk Tanrı mı?
Liberty derin bir iç çeker ve cevaplar
Liberty : Gördüğün üzere insanlarda Tanrı seviyesine tırmanabilir ama yetersiz yeteneksen asla ama asla o seviyeye tırmanamazsın mesela Arthur Violend, kendisi çoktan Tanrı seviyesine çıkmış birisi hatta şuan ki seviyesi büyük ihtimalle "Tanrıların Tanrısı" seviyesinde bir manyak sana şöyle söyleyeyim, insanlar Tanrı tarafından özenle yaratılmış varlıklardır o yüzden insanlar Tanrı olabilme potansiyaline sahip aslında daha fazla detay var ama senin için gereksiz
Jack anlamıştı, Arthur aslında insanlık tarihinin en güçlü gardiyanı olmayı başarmış birisiydi işte bu yüzden bütün insanlık bu kadar rahat yaşayabiliyorlar çünkü Arthur çoktan bambaşka seviyede bir gardiyan yani açık şekilde o olduğu sürece insanlık en rahat ve huzurlu çağını yaşayacaklar ama Tanrı seviyesine çıkmak uzun süre alması gerekirdi ama nasıl oluyor işte Jack'te onu sordu
Jack : Peki, birisi Tanrı seviyesine çıktı diyelim ama elli yılını almaz mı?
Liberty hafiften kahkaha patlatır resmen gerici bir atmosfer katıyordu o gülüş neyse Liberty rahatlıkla cevap verir
Liberty : Nedeni basit yaşam enerjin daha fazla oluyor sana açılayayım, ilk seviye, Yarı Melek, ikinci seviye, Melek, üçüncü seviye Baş Melek, dördüncü seviye Yarı Tanrı, beşinci seviye, Tanrı, altıncı seviye Tanrıların Tanrısı, bu bütün seviyeler senin yaşam süreni belirler mesela Tanrı seviyesi olursan üç yüz yıl filan yaşarsın.
Jack baya bilgi öğreniyordu ama neden Liberty bu tür bilgileri söylüyordu büyük ihtimalle kendisine zarar dokunacak türde bilgi olmadığı sürece bir sürü bilgi verecekti galiba neyse Jack bir tane bir şeyi anlamamıştı o da...
Jack : Yaşam Enerjisi mi?
Liberty iç çeker
Liberty : Yaşam Enerjisi, senin ne kadar yaşayacağını gösteren enerjidir mesela yüz yıl yaşayacaksan yaşam enerjisi o kadar büyük olur. Bir de yaşam enerjisini bir sürü kullanım alanı vardır, anlaşmada, enerjin bitiğinde onu kullanabilirsin ve diğer benzer şeyler ama yaşam enerjisi ne kadar harcanırsa o kadar az yavaşacak yılın kalır mesela beş yılla değer yaşam enerjisi kullanırsan doksan beş yıl filan yaşarsın neyse bu sana son soru cevaplamamdı şimdi uyanasaya kadar ne yapıyorsan yap beni rahatsız etme.
Jack bütün bu bilgilerden sonra yavaş yavaş yüreyerek uzaklaşmaya başlar, Liberty ise gözlerini kapatmış sanki uyuyormuş gibiydi ama bir gözünü açar ve Jack'in gidişini izler
Liberty (Aklında) : Hana'ya o kadar kötü kaybetti ki mental sağlığı daha bir sağlam oldu, benden bir şey saklıyor ama ne? Neyse ne Lucifer ile kalıntılarım bağlamaya başlamış eğer üçüncü kalıntıyı özümserse onun aklını okuyabileceğim.
Jack oradan uzaklaşırken Liberty kalıntıların şu anda Lucifer tarafından özümsendiğini farkındaydı üstüne üstlük Lucifer üçüncü kalıntıyı özümserse Liberty artık onun aklını okuyabilecekti, gelecekte ne tür şeyler bizi bekliyor acaba
