Beyaz boşluk...
Her zamanki gibi sessizdi.
Toge yerde oturuyordu.
Canı sıkılmıştı.
Fyora ise ayakta durmuş, hiçbir yere bakıyordu.
Dakikalar geçti.
Toge sessizliği bozdu.
"...Sence burada hava kaç derece?"
Fyora dönüp baktı.
"Burada hava yok."
"...Doğru."
Tekrar sessizlik.
Bir süre sonra Toge ayağa kalktı.
"Taş sektirelim."
Fyora etrafına baktı.
"Taş da yok."
Toge başını kaşıdı.
"Doğru..."
Bir anda...
Küçük bir taş belirdi.
İkisi de aynı anda döndü.
Taşa baktılar.
Toge eğilip aldı.
"...Az önce yoktu."
Fyora omuz silkti.
"Bazen oluyor."
Toge taşı fırlattı.
Taş...
Hiçbir şeye çarpmadı.
Çünkü çarpacak bir şey yoktu.
İkisi de birkaç saniye taşı izledi.
Sonra gözden kayboldu.
"...İyi sekti."
Fyora istemsizce güldü.
"Evet."
Uzaktan...
Suko geçiyordu.
Elinde küçük bir poşet vardı.
İkisine de bakmadı.
Toge seslendi.
"Suko!"
Suko yürümeye devam etti.
"..."
Sonra tek bir cümle söyledi.
"Poşeti düşürmeyeyim."
Ve yürümeye devam etti.
Toge ile Fyora birbirlerine baktılar.
"...Ne vardı içinde?"
"Bilmiyorum."
"Gitsek mi baksak?"
Fyora başını salladı.
"Hayır."
"Neden?"
"Canım istemiyor."
"...Benim de."
İkisi tekrar oturdu.
Hiçbir şey olmadı.
Gerçekten...
Hiçbir şey.
